Öğretmen Gerçeği: Çöküşün Sessiz Taşıyıcıları Yüklenme tarihi 29 Kasım 202528 Kasım 2025 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi 24 Kasım Öğretmenler Günü, takvimde bir kutlama günü olarak dursa da Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin bugünkü durumuna baktığımızda bir “kutlama atmosferinden” çok uzak bir tabloyla karşılaşıyoruz. Sorun, bireysel şikâyetlerden ibaret değildir; doğrudan veriye dayalı, yapısal ve sistematik bir çöküşün göstergesidir. Öğretmenlerin yaşadığı sorunları anlamak için yalnızca eğitim politikalarına değil, ülkenin sosyoekonomik yapısına, kamu yönetimi pratiklerine ve uluslararası karşılaştırmalara da bakmak gerekir. Öğretmenin Ekonomik Çıkmazı: OECD Verilerinin Açtığı Ayna OECD’nin Education at a Glance 2024 raporu, Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin nasıl bir ekonomik çöküş yaşadığını bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Rapora göre; Türkiye, öğretmen maaşlarında OECD ülkeleri arasında son sırada. Öğretmen maaşının ülke ortalama maaşına oranı: OECD ortalaması: 1,12 Türkiye: 0,43 Bu rakam, Türkiye’de öğretmenin yalnızca düşük maaş almadığını; ülkede mesleki statüsü en çok aşınan kamu grubunun öğretmenler olduğunu gösteriyor. TÜİK verileriyle yapılan reel hesaplamalara göre ise son 10 yılda öğretmen maaşları: %65 oranında reel değer kaybetti. Eğitim-İş 2023 araştırması ise başka bir çarpıcı gerçeği açıklıyor: Öğretmenlerin %43’ü ek iş yapıyor. Bu durum, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda mesleki motivasyon, sınıf içi verim ve uzun vadeli eğitim kalitesi üzerinde tahripkâr etkilere sahip. Öğretmen Açığı ve Derslik Sorunu: Sayılar Gerçeği Gizlemiyor Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024 Stratejik Plan verilerine göre: Türkiye’nin 72.000 öğretmen açığı bulunuyor. Buna karşın her yıl yapılan atama sayısı yalnızca 30.000–45.000 bandında kalıyor. Bu açığın doğal sonucu şudur: Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı OECD ortalamasının 2,5 katıdır. Öğretmenin yükü artarken, eğitimin niteliği kaçınılmaz şekilde düşmektedir. Mesleki Otonominin Yok Oluşu: Öğretmen Kendi Mesleğinde Söz Sahibi Değil OECD raporlarına göre Türkiye’de: Öğretmenlerin müfredat belirleme süreçlerine katılım oranı %4(OECD ortalaması: %46) Bürokratik yük, OECD ortalamasının 3,2 katı Öğretmenlerin %68’i, mesleki saygınlığın belirgin biçimde azaldığını ifade ediyor. Bu tablo, öğretmenliğin giderek “teknik memurluk” seviyesine indirildiğini; mesleki otonominin ise neredeyse tamamen ortadan kalktığını gösteriyor. Öğretmene Yönelik Şiddet: Sistemin Çöktüğünün En Ağır Göstergesi Konrad-Adenauer-Stiftung’un 2024 Türkiye Eğitim Raporuna göre: 2023–2024 döneminde en az 63 öğretmen görev sırasında şiddete uğradı. Öğretmenlerin %78’i, okul güvenliğini yetersiz buluyor. Eğitim ortamı güvenli olmadığında ne öğretmen yol gösterici olabilir ne öğrenci öğrenmeye motive kalabilir. Okul Ekosisteminin Çöküşü: Sosyoekonomik Uçurum Derinleşiyor PISA verileri Türkiye’deki en tehlikeli eğilimlerden birini gösteriyor: Okul türleri arasındaki başarı farkı, OECD ortalamasının 2,1 katı. Bu fark en çok meslek liselerinde görülüyor. Öğretmenin değersizleştirilmesi, okul ekosisteminin çökmesini hızlandırmaktadır. Öğretmeni desteklemeyen bir ülke, eğitimi de geleceği de destekleyemez. Sonuç: Öğretmen Sorunu, Türkiye’nin Sorunudur 24 Kasım, yalnızca çiçek verilerek, hatıra mesajları paylaşarak geçiştirilecek bir gün değildir. Öğretmenin sorunları, ülkenin sorunlarıdır. Çünkü: Ekonomik çöküş → nitelikli öğretmen kaybı Atama açığı → artan öğrenci kalabalığı Saygınlık kaybı → mesleki motivasyon düşüşü Şiddet → okul ikliminin çöküşü Otonomi eksikliği → kalite kaybı demektir. Türkiye’nin çıkışı; öğretmeni güçlendirmeden, öğretmenin yaşam koşullarını düzeltmeden ve öğretmeni karar süreçlerinin merkezine almadan mümkün değildir. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp