11 February 2026 Wednesday

Hayat Paraya İndirgenemez

Ekonomi literatüründe uzun yıllardır neredeyse tartışmasız kabul gören bir varsayım vardır: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artıyorsa toplum ilerliyordur. Oysa son yarım yüzyılın verileri, bu kabulün giderek daha sorunlu hâle geldiğini göstermektedir. Gelir artarken yaşam kalitesinin aynı oranda yükselmemesi, hatta bazı alanlarda gerilemesi, artık yalnızca sosyal bilimcilerin değil, ana akım iktisadın da cevaplamak zorunda olduğu bir sorudur.

11.Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde bu sorunu verilerle ortaya koyan isimlerden biri, Avusturya’dan Prof. Dr. Herman Knoflacher oldu. Knoflacher, “Hayat paraya indirgenemez” ifadesiyle özetlenebilecek yaklaşımında, büyüme rakamlarının insanî gelişmeyi açıklamakta neden yetersiz kaldığını grafikler ve karşılaştırmalı göstergelerle ortaya koydu.

Sunumda paylaşılan veriler çarpıcıydı: Kişi başına düşen GSYH istikrarlı biçimde artarken, insanî gelişme göstergelerinin (HDI, GPI gibi) aynı hızda ilerlemediği, hatta bazı dönemlerde durağanlaştığı görülüyordu. Bu tablo, sorunun “büyüyememek” değil, neyi ölçtüğümüz sorusu olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Başka bir ifadeyle, ekonomik faaliyet artıyor; fakat bu artışın toplumsal refaha, adalete ve yaşam kalitesine dönüşüp dönüşmediği ölçülmüyor.

Knoflacher’in temel tezi burada netleşiyor: Yanlış ölçtüğümüz bir şeyi doğru yönetemeyiz. GSYH, para hareketlerini kaydeder; ancak insanî ihtiyaçları, sosyal maliyetleri, çevresel tahribatı ve toplumsal huzuru ölçmez. Trafik kazaları, çevre felaketleri ya da sağlık harcamalarındaki artış bile GSYH’yi yükseltebilir. Bu nedenle salt büyüme verileri üzerinden “başarı” anlatısı inşa etmek, bilimsel açıdan eksik, toplumsal açıdan yanıltıcıdır.

Bu noktada Knoflacher’in konuşması, Prof. Dr. Haydar Baş tarafından geliştirilen Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile önemli bir kesişim alanı sunmaktadır. Knoflacher, MEM’in yalnızca bir büyüme modeli değil; gelirin daha adil dağıtıldığı, insanı merkeze alan bir ekonomik tasarım sunduğunu özellikle vurgulamıştır. MEM, üretimi ve tüketimi yalnızca piyasa dengeleriyle değil, toplumsal ihtiyaçlarla ilişkilendirerek ele alır. Böylece ekonomik başarıyı, rakamların artışıyla değil, toplumun tamamına yansıyan refah üzerinden tanımlar.

Klasik iktisat anlayışında büyüme bir amaçtır. MEM’de ise büyüme, adalet ve insanî gelişme için bir araçtır. Bu ayrım, günümüz küresel krizlerini anlamak açısından kritik önemdedir. Bugün dünya ekonomisi, tarihin en yüksek üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen; yoksulluk, güvencesizlik ve gelir adaletsizliği derinleşmektedir. Bu çelişki, yanlış hedef göstergeleriyle yönetilen bir sistemin doğal sonucudur.

Bu noktada altı çizilmesi gereken temel mesele şudur: GSYH artışı ile insanî refah arasında varsayılan doğrusal ilişki, günümüz verileriyle büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiştir. Birçok uluslararası çalışma, özellikle kapitalist ekonomik yapılarda, büyümenin meyvelerinin toplumun geneline eşit biçimde dağılmadığını; aksine gelir yoğunlaşması, güvencesizlik ve sosyal maliyetlerle birlikte ilerlediğini ortaya koymaktadır. Nitekim UNDP’nin İnsani Gelişme Endeksi (HDI) verileri, Türkiye dâhil olmak üzere pek çok ülkede gelir artışının yaşam süresi, eğitim kalitesi ve genel yaşam memnuniyeti üzerinde sınırlı etki ürettiğini göstermektedir. Bu tablo, sorunun “yeterince büyüyememek” değil; büyümeyi hangi göstergelerle ölçtüğümüz ve hangi toplumsal hedeflere yönlendirdiğimiz meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Knoflacher’in “yeni hedef göstergeleri artık zorunlu” tespiti bu bağlamda yalnızca teknik bir öneri değildir; aynı zamanda etik ve siyasal bir çağrıdır. İnsanî gelişmeyi merkeze almayan hiçbir ölçüm sistemi, sürdürülebilir bir gelecek inşa edemez. Ekonomi, insan için vardır; insan, ekonomi için değil.

Prof. Dr. Herman Knoflacher Kimdir?

Prof. Dr. Herman Knoflacher, Avusturya’nın önde gelen akademisyenlerinden biri olup uzun yıllar Viyana Teknik Üniversitesi (TU Wien) bünyesinde çalışmalar yürütmüştür. Ulaşım ekonomisi, kent planlaması ve toplumsal refah göstergeleri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Knoflacher, özellikle büyüme–yaşam kalitesi ilişkisini sorgulayan çalışmalarıyla uluslararası literatürde önemli bir yere sahiptir. Akademik kariyeri boyunca, ekonomik kararların sosyal ve çevresel sonuçlarını merkeze alan disiplinlerarası bir yaklaşımı savunmuştur.

Sonuç olarak, 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde dile getirilen bu değerlendirmeler, yalnızca mevcut sistemi eleştirmekle kalmamakta; aynı zamanda alternatif bir ölçüm ve yönetim anlayışının mümkün olduğunu da göstermektedir. Sorun büyüme değil; neyi büyüttüğümüz ve kimin için büyüttüğümüzdür. Hayat paraya indirgenemez; ekonomi de yalnızca parayla ölçülemez.

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
guest

0 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi