13 February 2026 Friday

Küresel Sistem Çıkmazda: Viyana’dan Yükselen Alternatif

11.Milli Ekonomi Modeli Kongresi bu yıl Viyana’da yalnızca akademik bir etkinlik olarak gerçekleşmedi. Bu kongre, küresel ekonomik düzenin ulaştığı sınırı ortaya koyan ciddi bir zihinsel muhasebeydi.

Birleşik Arap Emirlikleri Al Ain Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mosab Tabash’ın sunumu, tartışmayı net bir noktaya taşıdı: Mevcut küresel ekonomik sistem sürdürülebilir değildir. Sorun geçici bir daralma değil, yapısal bir tükenmişliktir.

2008 küresel krizinden bu yana dünya ekonomisi gerçekten güçlenmiş midir, yoksa daha fazla borç ve daha kırılgan finansal araçlarla ayakta mı tutulmaktadır? Bugün devletler, şirketler ve hanehalkları tarihsel ölçekte borçludur. Bu durum, sistemin üretim merkezli değil, borç merkezli işlediğini göstermektedir.

Borca dayalı kapitalizm krizleri çözmez; yalnızca erteler. Çünkü borç, gelecekteki gelirin bugünden tüketilmesidir. Sürekli borçlanarak büyümek, sağlıklı bir genişleme değil, geciktirilmiş bir kırılganlıktır.

Bununla birlikte modern sistemin temel bir çelişkisi daha vardır. Bir yandan “sürekli büyüme”yi vazgeçilmez hedef olarak sunar; diğer yandan “kaynaklar sınırlıdır” söylemiyle daralmayı ve kemer sıkmayı meşrulaştırır. Aynı yapı hem sonsuz büyümeyi savunur hem de kıtlık tezini temel kabul eder. Bu içsel tutarsızlık çoğu zaman sorgulanmaz.

Milli Ekonomi Modeli tam da bu noktada farklı bir paradigma ortaya koymaktadır. Model, kaynakların mutlak anlamda kıt olduğu tezini reddeder. Asıl sorunun, üretim kapasitesinin doğru organize edilmemesi ve finansal mekanizmaların reel ekonomiyi baskılaması olduğunu savunur. İnsan aklı, teknoloji, planlama ve üretim organizasyonu birlikte düşünüldüğünde ekonomik genişleme potansiyelinin önünde doğal bir sınırdan ziyade yapay engeller bulunduğunu ileri sürer.

Bugün enerjiye, tarıma, madene, genç nüfusa ve üretim gücüne sahip birçok ülke yoksullukla mücadele etmektedir. Bu tablo fiziksel kaynak eksikliğinden değil; para sisteminin ve küresel finans mimarisinin üretimi ikinci plana itmesinden kaynaklanmaktadır.

Viyana’daki kongrede öne çıkan başlıklardan biri de milli para meselesiydi. Prof. Tabash, Milli Ekonomi Modeli’nin milli para yaklaşımının ülkelere ekonomik bağımsızlık kazandırdığını vurguladı. Bu yalnızca teknik bir para politikası önerisi değil, doğrudan egemenlik tartışmasıdır.

Bugün birçok ülke kendi parasına sahip görünse de, rezerv para sistemi ve küresel borç mekanizmaları nedeniyle fiilen dış finansal bağımlılık içindedir. Bu yapı ulusal ekonomilerin hareket alanını daraltmaktadır. Milli Ekonomi Modeli ise üretim odaklı, iç talebi güçlendiren ve milli para egemenliğini esas alan bir çerçeve sunarak bu bağımlılık zincirini kırmayı hedeflemektedir.

Model üç temel eksende şekillenir: insan merkezli ekonomi, ekonomik egemenlik ve milli para, planlı ve organize kalkınma. Ekonomi, finansal göstergeleri büyütmek için değil, insan refahını artırmak için vardır. Kısa vadeli kârın yerine uzun vadeli istikrarı, spekülasyonun yerine reel üretimi koyar.

Bugünkü küresel sistem gelir dağılımını bozmakta, serveti dar bir kesimde yoğunlaştırmakta ve finans sektörünü reel sektörün önüne geçirmektedir. Bu yapı sürdürülebilir değildir. İklim krizi, finansal balonlar, borç sarmalı ve jeopolitik gerilimler mevcut düzenin sınırlarına gelindiğini göstermektedir.

Asıl soru artık “sistem sorunlu mu?” değildir. Soru, yerine neyin konulacağıdır.

Viyana’daki 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, bu alternatifin yalnızca teorik bir iddia olmadığını; saha çalışmaları, uygulama örnekleri ve entelektüel birikimle desteklenen somut bir çerçeve olduğunu ortaya koymuştur. Modelin uygulanabilirliği farklı coğrafyalarda test edilmiş, sonuçları tartışılmış ve ekonomik bağımsızlık perspektifiyle güçlendirilmiştir.

Dünya yeni bir arayış içindedir. Mevcut düzen krizleri erteleyebilir; ancak çözemez. Borçla ayakta duran bir yapı kalıcı refah üretemez.

Milli Ekonomi Modeli ise üretim, planlama ve milli para temelli yaklaşımıyla yalnızca eleştiri getirmemekte; uygulanabilir bir sistematik sunmaktadır. Bugün birçok akademisyen ve politika yapıcı, bu modelin sunduğu çerçeveyi ciddiyetle tartışmaktadır.

Görünen o ki küresel düzen tartışması yeni bir evreye girmiştir. Ekonomi artık sadece borç ve finans ekseninde değil; insan, üretim ve egemenlik temelinde yeniden şekillenmektedir.

Ve dünya, adım adım bu çerçeveye kulak vermeye başlamıştır.

Ve Viyana’da bu tartışma bir adım daha ileri taşındı.

Artık bir gerçek var: Küresel düzen tartışması artık sadece akademik bir mesele değil. İnsanlığın geleceğiyle ilgili bir mesele.

Prof. Dr. Mosab Tabash Kimdir?

Prof. Dr. Mosab Tabash, Birleşik Arap Emirlikleri Al Ain Üniversitesi’nde finans ve ekonomi alanında görev yapan akademisyenlerden biridir. Uzmanlık alanı özellikle bankacılık, finansal piyasalar, sürdürülebilir finans ve makroekonomik istikrar politikalarıdır. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış çok sayıda akademik makalesi bulunan Tabash, finansal sistemlerin yapısal kırılganlıkları, borç dinamikleri ve büyüme modelleri üzerine çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Çalışmaları; gelişmekte olan ülkelerde finansal derinleşme, bankacılık sisteminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ve borçlanma temelli büyüme modellerinin sürdürülebilirliği gibi konulara odaklanmaktadır. Uluslararası konferanslarda ve akademik platformlarda küresel ekonomik düzenin yapısal sorunlarına ilişkin eleştirel değerlendirmeleriyle dikkat çekmektedir.

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
guest

0 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi