Hürmüz Boğazı: Görünen Petrol, Görünmeyen Para Savaşı Yüklenme tarihi 16 Mart 202616 Mart 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Ortadoğu yine dünyanın gündeminde. ABD ile İran arasındaki gerilim her geçen gün yeni bir başlıkla karşımıza çıkıyor. Nükleer program, yaptırımlar, bölgesel milisler, İsrail güvenliği… Bu başlıkların her biri ayrı ayrı tartışılıyor. Ancak meselenin özüne bakıldığında şu soruyu sormak gerekiyor: Bu gerilim gerçekten sadece güvenlik meselesi mi, yoksa daha derin bir ekonomik mücadele mi? Dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Strait of Hormuz bugün yaşanan gerilimin merkezinde yer alıyor. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar boğazdan geçiyor. Basra Körfezi’nden çıkan petrol tankerleri Hürmüz üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak en küçük bir kriz bile küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahiptir. İran’ın bu boğaza komşu olması, ona önemli bir jeopolitik avantaj sağlıyor. Zaman zaman İranlı yetkililerin Hürmüz’ü kapatma ihtimalinden söz etmesi uluslararası piyasalarda büyük dalgalanmalara neden oluyor. Çünkü enerji piyasaları için Hürmüz yalnızca bir geçiş noktası değil, küresel ekonominin en hassas damarlarından biridir. Ancak meselenin yalnızca petrol boyutuna odaklanmak eksik bir değerlendirme olur. Bugün dünyada enerji ticaretinin büyük bölümü ABD doları üzerinden yapılıyor. Petrol fiyatları dolar üzerinden belirleniyor, uluslararası enerji ticareti dolar sistemi üzerinden yürütülüyor. Bu durum ABD’ye uluslararası finans sistemi üzerinde önemli bir güç sağlıyor. İran’a uygulanan yaptırımların önemli bir kısmı da bu dolar merkezli sistem üzerinden yürütülüyor. İran’ın bankacılık sisteminin uluslararası finans ağından çıkarılması, petrol satışlarının kısıtlanması ve finansal işlemlerinin engellenmesi bu mekanizmanın bir sonucudur. Son yıllarda ise bu sisteme karşı yeni bir eğilim ortaya çıkıyor: dedolarizasyon. Bazı ülkeler uluslararası ticarette dolar bağımlılığını azaltmanın yollarını arıyor. Özellikle Çin, Rusya ve İran gibi ülkeler enerji ticaretinde alternatif para birimleri kullanma yönünde adımlar atmaya başladı. İran’ın petrol satışlarında Çin ile Yuan üzerinden işlem yapma arayışları bu tartışmaları daha da görünür hâle getirdi. Bu noktada Çin’in küresel ticaret stratejisini de göz ardı etmemek gerekiyor. Çin’in 2013 yılında başlattığı Belt and Road Initiative, yani Kuşak ve Yol Girişimi, Asya ile Avrupa arasında dev bir ticaret ağı kurmayı hedefliyor. Bu proje yalnızca kara ve demiryolu hatlarını değil, aynı zamanda deniz ticaret yollarını da kapsıyor. Çin ekonomisinin büyümesi için Körfez petrolü hayati öneme sahip. Bu petrolün büyük bölümü ise Hürmüz Boğazı’ndan geçerek dünya pazarlarına ulaşıyor. Dolayısıyla Hürmüz yalnızca Ortadoğu’nun değil, aynı zamanda Çin ekonomisinin de kritik bir enerji kapısıdır. Bu tablo bize şunu gösteriyor: ABD ile İran arasında yaşanan gerilim yalnızca iki ülke arasındaki bir anlaşmazlık değildir. Bu gerilim aynı zamanda enerji yolları, ticaret hatları ve küresel finans sistemi üzerinde süren daha büyük bir rekabetin parçasıdır. Bugün dünyanın farklı bölgelerinde tartışılan “dedolarizasyon” konusu aslında yeni bir tartışma değil. Türkiye’de bu konu yıllar önce dile getirilmişti. Prof. Dr. Haydar Baş hocanın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli içinde yer alan “milli paralarla ticaret” önerisi tam da bu noktaya işaret ediyordu. Uluslararası ticarette ülkelerin kendi para birimlerini kullanması, küresel finans sistemindeki tek taraflı bağımlılıkları azaltabilecek bir alternatif olarak dile getirilmişti. Bugün dünyada yaşanan gelişmeler, bu tartışmanın yeniden gündeme geldiğini gösteriyor. Enerji ticaretinde farklı para birimlerinin konuşulması, küresel finans sisteminin geleceği hakkında yeni soruları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle Ortadoğu’daki gerilimleri yalnızca askerî ve siyasi başlıklarla değerlendirmek yeterli değildir. Enerji yolları, ticaret hatları ve para sistemi bu denklemin ayrılmaz parçalarıdır. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her kriz aslında sadece petrol fiyatlarını değil, küresel güç dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir. Türkiye açısından bakıldığında ise bu gelişmeler dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Çünkü Türkiye hem enerji yollarının hem de Asya ile Avrupa arasındaki ticaret hatlarının kesiştiği bir coğrafyada yer almaktadır. Bu nedenle bölgesel krizler yalnızca uzak coğrafyalardaki bir sorun değil, doğrudan Türkiye’nin ekonomik ve stratejik çıkarlarını da etkileyebilecek gelişmelerdir. Görünen tablo şudur: Hürmüz’de konuşulan petrol olabilir, fakat perde arkasında çok daha büyük bir mesele vardır. Bu mesele, küresel enerji ticaretinin kontrolü kadar uluslararası finans sisteminin geleceğiyle de ilgilidir. Dünyada yaşanan her kriz, aslında bize bu büyük rekabetin yeni bir sayfasını göstermektedir. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp