Gelir Dağılımını Güçlendiren Ekonomik Yaklaşım Yüklenme tarihi 19 Mart 202619 Mart 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Bildiğiniz üzere bir süredir, 7–8 Şubat 2026 tarihlerinde Viyana’da düzenlenen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli (MEM) Kongresi’nde sunulan bildirileri esas alan bir yazı dizisi kaleme alıyoruz. Bugün ele alacağımız sunum, Endonezya’dan Prof. Dr. Hafas Furqani’ye aittir. Kongrede sunulan bildiriler yalnızca teorik çerçevelerle sınırlı kalmayıp, küresel ekonomik sistemin yapısal sorunlarına yönelik alternatif çözüm arayışlarını akademik düzeyde tartışmaya açmaktadır. Bu çerçevede Prof. Dr. Furqani’nin, “zekâtın yeniden dağıtım gücü ile talep temelli büyüme modeli arasındaki entegrasyon” üzerine yaptığı sunum, dikkat çekici ve özgün bir kesişim alanı ortaya koymaktadır. Modern iktisat literatüründe gelir dağılımı adaletsizliği sürdürülebilir büyümenin önündeki temel engellerden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle 2008 küresel krizinden sonra, yalnızca arz yönlü politikaların ekonomik istikrarı sağlamada yetersiz kaldığı yönünde geniş bir mutabakat oluşmuştur. Bu noktada MEM’in talep odaklı büyüme yaklaşımı, klasik Keynesyen çerçeveyi aşan bir perspektif sunarak, gelir dağılımının doğrudan iyileştirilmesini büyümenin ön koşulu olarak ele almaktadır. Prof. Furqani’nin analizinde öne çıkan temel unsur, zekât mekanizmasının yalnızca bir ibadet formu değil, aynı zamanda sistematik bir yeniden dağıtım aracı olarak değerlendirilmesidir. İslam iktisadı literatüründe zekât, servetin belirli bir kısmının düşük gelir gruplarına transfer edilmesini sağlayan zorunlu bir mali araç olarak tanımlanır. Bu yönüyle zekât, marjinal tüketim eğilimi yüksek kesimlere doğrudan kaynak aktarımı sağlayarak toplam talebi artırma potansiyeline sahiptir. Bu yaklaşım, MEM’in talep temelli büyüme modeli ile doğrudan örtüşmektedir. Zira MEM’e göre ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği, geniş halk kesimlerinin satın alma gücünün artırılmasına bağlıdır. Gelirin alt gelir gruplarına transfer edilmesi, Keynesyen çarpan etkisi (multiplier effect) üzerinden ekonomide çok katmanlı bir canlanma yaratmaktadır. Prof. Furqani’nin sunumunda vurgulanan “çarpan etkisi”, tam da bu noktada kritik bir rol oynamaktadır. Düşük gelir gruplarına yapılan transferler, tasarrufa yönelmek yerine doğrudan tüketime dönüşmekte ve bu da üretim, istihdam ve yatırım üzerinde zincirleme bir etki oluşturmaktadır. Sunumun bir diğer önemli boyutu, “sıfır vergi tabanı” (zero-tax floor) yaklaşımıdır. Bu perspektif, temel geçim düzeyinin altındaki bireylerin vergi yükünden muaf tutulmasını ve ekonomik sistemin bu kesimler üzerinde baskı oluşturmamasını öngörmektedir. Bu yaklaşım hem sosyal adaletin güçlendirilmesi hem de ekonomik katılımın artırılması açısından önem taşımaktadır. MEM’in vergi politikalarıyla örtüşen bu yaklaşım, üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı bir zemine oturtulmasını hedeflemektedir. Etik finans ve adalet vurgusu, sunumun teorik derinliğini artıran bir diğer unsurdur. Günümüz küresel finans sisteminde spekülatif hareketlerin ekonomik istikrarsızlığı artırdığı yönündeki eleştiriler dikkate alındığında, etik temelli bir yeniden dağıtım mekanizmasının önemi daha da belirgin hale gelmektedir. Zekâtın bu bağlamda yalnızca sosyal bir araç değil, aynı zamanda finansal istikrarı destekleyen bir mekanizma olarak ele alınması, literatürde giderek daha fazla yer bulmaktadır. Bu çerçevede MEM ile zekât mekanizmasının entegrasyonu, yalnızca teorik bir öneri değil, aynı zamanda pratik uygulanabilirliği olan bir model olarak değerlendirilebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde gelir dağılımındaki bozulmanın derinleştiği düşünüldüğünde, bu tür hibrit modellerin politika yapıcılar açısından dikkate alınması gerekmektedir. Sonuç olarak, Prof. Dr. Hafas Furqani’nin sunumu, Milli Ekonomi Modeli’nin yalnızca ulusal düzeyde değil, küresel ölçekte de tartışılabilecek bir alternatif sunduğunu ortaya koymaktadır. Zekât gibi köklü bir yeniden dağıtım mekanizmasının modern makroekonomik modellerle entegrasyonu hem teorik hem de uygulamalı iktisat açısından yeni bir tartışma alanı açmaktadır. Bu yaklaşım, ekonomik büyümenin yalnızca rakamsal göstergelerle değil, aynı zamanda sosyal adalet ve refahın yaygınlaştırılmasıyla ölçülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp