Enflasyonun Görünmeyen Bedeli Yüklenme tarihi 11 Ekim 202611 Ekim 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Enflasyon konuşulurken çoğunlukla fiyatların ne kadar yükseldiğine odaklanıyoruz. Oysa en az bunun kadar önemli bir soru daha var: Artan fiyatların bedelini kim ödüyor? Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) No Time to Recover başlıklı raporu, bu sorunun cevabını çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor. Rapora göre enerji ve gıda fiyatlarındaki artışların hanehalklarına tamamen yansıması durumunda, dünya genelinde 130 milyon insan daha günlük 6,85 dolarlık yoksulluk sınırının altına düşebilir. Daha ağır yoksulluk eşiklerinde ise 121 milyon ve 66 milyon kişinin ilave risk altında olduğu hesaplanıyor. Bunlar gerçekleşmiş yoksulluk artışları değil, ekonomik şokların muhtemel sonuçlarını gösteren senaryolar. Ancak ortaya konulan tablo son derece düşündürücü. Enerji Zamları Herkesin Sofrasına Ulaşıyor UNDP’nin 130 ülkeyi kapsayan değerlendirmesine göre benzin fiyatları ortalama %26, motorin fiyatları ise %38 arttı. Motorindeki artış yalnız araç sahiplerini ilgilendirmiyor. Tarladaki traktörden fabrikadaki üretime, ürünlerin taşınmasından market raflarına kadar ekonominin hemen her aşamasını etkiliyor. Bu nedenle enerji fiyatlarındaki yükseliş, zamanla gıda ve diğer temel ihtiyaçların fiyatlarına da yansıyor. Üstelik bu artışların yükü herkese eşit dağılmıyor. Gelirinin büyük bölümünü gıda, ulaşım ve ısınmaya ayıran dar gelirli aileler, fiyat artışlarından orantısız biçimde etkileniyor. Yüksek gelirli bir aile bazı harcamalarını erteleyebilirken, dar gelirli bir aile temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalabiliyor. Enflasyonun görünmeyen bedeli, yalnız paranın değer kaybı değil, insanların hayat standartlarının gerilemesidir. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Maliyet Enflasyonu Vurgusu UNDP’nin ortaya koyduğu tablo, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde önemle üzerinde durduğu maliyet enflasyonu yaklaşımını hatırlatıyor. Haydar Baş, fiyat artışlarının yalnız talep fazlalığından kaynaklanmadığını; enerji, ham madde, kira, vergi ve finansman giderlerindeki yükselişin de enflasyonu beslediğini vurgulamıştı. Bugün enerji fiyatlarındaki artışın üretimden taşımacılığa, tarımdan gıdaya kadar geniş bir alanda maliyet baskısı oluşturması, bu yaklaşımın önem verdiği mekanizmayı somutlaştırıyor. Buradan çıkarılması gereken sonuç, enflasyonla mücadelede yalnız tüketimi sınırlamaya odaklanmanın yeterli olmadığıdır. Üretim maliyetlerini azaltan ve üretim kapasitesini güçlendiren politikalar da gereklidir. Devletler Vatandaşı Nasıl Korumalı? UNDP raporunun dikkat çekici bulgularından biri de sosyal desteklerin maliyetiyle ilgili. Rapora göre gelişmekte olan ülkelerde günlük 6,85 doların altında yaşayanları enerji ve gıda fiyat şoklarına karşı korumaya yönelik hedefli desteklerin maliyeti, bu ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünün yaklaşık %0,3’üne karşılık geliyor. Bütün hanehalklarını tamamen telafi etmenin maliyeti ise yaklaşık %1,1. Bu fark, sosyal politikaların yalnız ne kadar kaynak ayrıldığıyla değil, kaynakların kimlere ulaştığıyla da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü ekonomik kriz dönemlerinde ihtiyaç duyulan, herkese aynı miktarda destek vermekten çok, en fazla etkilenen kesimleri etkili biçimde koruyabilmektir. Türkiye İçin Çıkarılacak Ders Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ekonomilerde uluslararası fiyat artışları yalnız dış ticaret dengesini değil, üretim maliyetlerini ve vatandaşın satın alma gücünü de etkiliyor. Bu nedenle enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, tarımsal üretimi güçlendirmek, sanayide verimliliği artırmak ve dar gelirli kesimleri korumak birbirinden bağımsız hedefler olarak görülmemeli. Prof. Dr. Haydar Baş’ın üretim ve tüketimi birlikte ele alan yaklaşımı da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü üretici maliyetler nedeniyle üretmekte, tüketici ise satın alma gücü nedeniyle tüketmekte zorlanıyorsa ekonomik sorun yalnız fiyatlardan ibaret değildir. UNDP raporu bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Ekonominin başarısı yalnız enflasyonun kaç puan düştüğüyle değil, insanların ne ölçüde refah içinde yaşayabildiğiyle de ölçülmelidir. Asıl mesele, fiyat istikrarını sağlarken üretimi güçlendirmek ve vatandaşın satın alma gücünü koruyabilmektir. Kaynaklar UNDP. No Time to Recover: Compounding Crises, Depleted Fiscal Buffers, and What It Means for Developing Economies. 2026. Prof. Dr. Haydar Baş. Milli Ekonomi Modeli / Sosyal Devlet–Milli Devlet. Maliyet enflasyonu ve üretim maliyetleri bölümleri. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp