Sahadan Gelen Gerçek: Milletin Gündemi Ekonomidir Yüklenme tarihi 6 Ocak 20266 Ocak 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Siyaset neden yapılır? Bu soru, aslında siyasetin samimiyet ölçüsüdür. Siyaset; makam, unvan ya da güç devşirme aracı değil, millete hizmet etme vasıtasıdır. Milletin derdine temas etmeyen, halkın gerçek gündeminden kopuk bir siyaset anlayışının sürdürülebilirliği de yoktur. Üstelik çözüm çoğu zaman yukarıdan dayatılan reçetelerde değil, doğrudan milletin içinde, sahada ve hayatın kendisindedir. Son dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinde yapılan saha çalışmalarında bu gerçek tüm açıklığıyla karşımıza çıkmıştır. Adana’dan Trabzon’a, Giresun’dan Gümüşhane’ye, İstanbul’un ilçelerinden Ordu ve Erzincan’a kadar uzanan temaslarda ortak bir soru ile karşılaşıldı: “Kim sahada, kim yok?” Bu soru, sadece bir merakın değil, derin bir hayal kırıklığının ifadesidir. Bugün Meclis’te temsil edilen birçok siyasi yapı, siyaseti komisyon odalarına ve kapalı salonlara hapsetmiş durumdadır. Sahada ise yeni oluşumlar varmış gibi sunulan, isimleri ve tabelaları değişse de özü değişmeyen yapılar dolaşmaktadır. Vatandaş bu durumu son derece net okumaktadır. Farklı kapılar gösterilmekte, fakat girilen her kapı aynı odaya açılmaktadır. Değişim algısı üretilmekte, fakat sonuç değişmemektedir. Halk, bu illüzyonun farkındadır. Giresun’da yaşanan küçük bir anekdot bu tabloyu özetler niteliktedir. Bir çay ocağında ilk anda ilgisiz duran bir vatandaş, Bağımsız Türkiye Partisi’nden olduğumuzu öğrendiğinde ayağa kalkmış, özür dilemiş ve samimi bir şekilde sarılmıştır. Bu refleks, bir parti sempatisinden öte; tutarlılığa, güvene ve geçmişten gelen bir hafızaya işaret etmektedir. Vatandaş, kimin söyleminin yapıcı, kimin siyasetinin çözüm merkezli olduğunu ayırt edebilmektedir. Daha çarpıcı olan ise hemen her şehirde tekrar eden şu sorudur: “Neredeydiniz, neden daha sık gelmiyorsunuz?” Bu ifade bir sitemden çok, bir beklentiyi yansıtmaktadır. İnsanlar çözüme susamış durumdadır. Medya ve algı mekanizmaları bu sesi bastırmaya çalışsa da, vatandaş doğru fikre bir kez temas ettiğinde onu bırakmak istememektedir. Toplumda sağ–sol ayrımının anlamını yitirdiği, Meclis içi–dışı farkının silindiği açıkça görülmektedir. Vatandaş artık isimlere değil, sonuçlara bakmaktadır. Kime gidilirse gidilsin aynı tabloyla karşılaşıldığını bilmekte; ancak çaresizlik içinde yine o kapılardan içeri girmek zorunda kalmaktadır. Bu bir tercih değil, dayatılmış bir mecburiyettir. Ve bütün bu gözlemlerin sonunda değişmeyen tek gerçek vardır: Milletin ana gündemi ekonomidir. Sahada tek bir esnafın dahi “terör”, “gündem mühendisliği” ya da siyasi polemiklerle ilgilenmediği görülmüştür. Konuşulan tek şey geçim sıkıntısıdır. Ödenemeyen vergiler, artan maliyetler, düşen alım gücü… Esnaf ziyaretlerinde de, hasta ziyaretlerinde de, sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerde de tablo aynıdır. Tam da bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi, sahada yalnızca bir siyasi aktör olarak değil, bir çözüm adresi olarak öne çıkmaktadır. Vatandaşın “Neredeydiniz?” sorusu, aslında BTP’ye yöneltilmiş bir çağrıdır. Bu çağrı; üretime dayalı ekonomi anlayışını, milli kaynakları merkeze alan politikaları ve milletle birlikte yürütülen samimi siyaseti işaret etmektedir. Sahada görülen ilgi, bir tesadüf değil; yıllardır tutarlılıkla savunulan bağımsızlık perspektifinin doğal sonucudur. Ahkâm-ı Hâtime Sahadan çıkan hüküm açıktır: Algı siyaseti tükenmiştir. Millet, vitrin değiştirerek aynı politikaları sunan yapılara artık itibar etmemektedir. Ekonomik gerçekler, ezberleri bozmaktadır. Bugün siyaset yeniden anlam kazanacaksa; bu, ancak sahada olan, milletin derdiyle dertlenen ve çözümü ertelemeyen bir anlayışla mümkündür. Sahada görülen tablo göstermektedir ki, bu anlayışın adresi bellidir. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp