Yapay Zekâ, Mikro Girişimcilik ve Üretimin Demokratikleşmesi Yüklenme tarihi 19 Şubat 202619 Şubat 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Viyana’daki 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde dikkat çeken sunumlardan biri, Portekiz’den Prof. Dr. Soumodip Sarkar’a aitti. Sarkar, girişimcilik ekosistemleri, yapay zekâ destekli üretim modelleri ve periferik bölgelerde ekonomik dönüşüm üzerine yürüttüğü çalışmaları verilerle ortaya koyarken, küresel ekonomik yapının dönüşüm dinamiklerini de kapsamlı biçimde analiz etti. Sunumun merkezinde iki temel soru vardı:Birincisi, sınırlı sermayeye sahip mikro girişimciler küresel pazara nasıl erişebilir?İkincisi, yapay zekâ üretim süreçlerinde yalnızca verimlilik aracı mı, yoksa yapısal bir demokratikleştirici mi? Periferik Bölgelerde Girişimcilik: Merkez Dışı Kalkınma Sarkar’ın “Entrepreneurial Ecosystems in Peripheral Regions” başlıklı çerçevesi, ekonomik literatürde sıklıkla göz ardı edilen periferik bölgelerin potansiyeline odaklanıyordu. Geleneksel girişimcilik araştırmaları çoğunlukla metropol merkezli örnekleri incelerken, periferik bölgelerdeki üretim dinamikleri yeterince teorize edilmemiştir. Oysa dijitalleşme ve platform ekonomileri, coğrafi dezavantajları kısmen ortadan kaldırmaktadır. Bu noktada Sarkar’ın sunduğu Taobao Köyleri örneği, dikkat çekici bir veri seti sundu: 7.000’i aşkın dijital köy, milyonlarca istihdam ve trilyon yuan düzeyinde işlem hacmi. Bu model, kırsal bölgelerde dijital altyapı ile girişimcilik ekosistemlerinin nasıl üretim merkezlerine dönüştürülebileceğini göstermektedir. Bu örnek, Milli Ekonomi Modeli’nin tüketim merkezli çerçevesiyle örtüşmektedir. Modele göre üretim, doğrudan arz yönlü müdahalelerle değil; etkin talep ve iç tüketim kapasitesinin güçlendirilmesiyle tetiklenir. Tüketim gücü aktive edildiğinde üretim kapasitesi doğal bir çarpan etkisiyle genişler ve kalkınma yalnızca merkezî alanlarla sınırlı kalmaz; yerel üretim ağları üzerinden yaygınlaşır. Yapay Zekâ ve “Generative Bricolage” Sarkar’ın sunumunda öne çıkan kavramlardan biri “AI-Enabled Generative Bricolage” idi. Bu kavram, girişimcilerin geleneksel olarak uzun yıllar süren beceri birikimi yerine, üretken yapay zekâ araçları aracılığıyla üretim kapasitesini algoritmik biçimde inşa edebilmesini ifade etmektedir. Bu çerçevede yapay zekâ: Tasarım ve içerik üretimini hızlandırmakta, Dil bariyerlerini ortadan kaldırmakta, Küresel platformlara erişimi kolaylaştırmakta, İnsan sermayesinin sanal olarak çoğaltılmasını sağlamaktadır. Burada önemli olan nokta şudur: Yapay zekâ yalnızca büyük şirketlerin ölçek avantajını artıran bir teknoloji değildir; doğru politika ve ekosistem tasarımı ile mikro girişimciler için de üretkenliği demokratikleştiren bir araç haline gelebilir. Bu perspektif, sermaye yoğun büyüme modelinden bilgi yoğun üretim modeline geçişin işaretlerini taşımaktadır. Sınırlı Sermaye – Küresel Erişim Paradoksu Sunumda altı çizilen bir diğer husus, mikro girişimcilerin düşük başlangıç sermayesi ile küresel pazara erişim sağlayabilme kapasitesiydi. Dijital platformlar ve algoritmik araçlar, geleneksel üretim zincirlerinin yüksek giriş maliyetlerini düşürmektedir. Ancak burada kritik soru şudur:Bu erişim, üretim kapasitesinin gerçek anlamda artışı mı, yoksa platform bağımlılığı mı üretmektedir? Sarkar’ın yaklaşımı, üretim araçlarının demokratikleşmesi için yerel ekosistemlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yani dijital araçlar tek başına yeterli değildir; politika tasarımı, finansal yapı ve üretim teşvikleri ile desteklenmelidir. Bu noktada Milli Ekonomi Modeli’nin tüketim üzerinden üretimi destekleyen yapısı ile önemli bir kesişim alanı ortaya çıkmaktadır. Tüketim Odaklı Destek ve Üretim Döngüsü Milli Ekonomi Modeli, tüketimi yalnızca talep olarak değil, üretimi tetikleyen bir mekanizma olarak ele alır. İç talep desteklendiğinde, yerel üretim kapasitesi aktive olur ve çarpan etkisi oluşur. Sarkar’ın mikro girişimcilik örnekleri, bu yaklaşımın dijital çağdaki karşılığını göstermektedir. Yapay zekâ destekli üretim, düşük ölçekli üreticilerin daha hızlı ürün geliştirmesine, pazar testleri yapmasına ve küresel alıcıya ulaşmasına olanak tanımaktadır. Bu çerçevede üç temel unsur dikkat çekmektedir: İnsan merkezli üretim organizasyonu Dijital araçlarla kapasite artırımı Finansal mekanizmaların üretimi koruyacak şekilde tasarlanması Yapay Zekâ: Eşitsizliği Artıran mı, Azaltan mı? Kongredeki tartışmaların en önemli boyutlarından biri de buydu. Yapay zekâ doğru tasarlanmazsa, sermaye yoğun firmaların rekabet avantajını artırabilir. Ancak doğru politika çerçevesiyle, bilgiye erişimi yaygınlaştırarak eşitsizliği azaltabilir. Milli Ekonomi Modeli’nin “nüfus bir yük değil, üretim potansiyelidir” yaklaşımı, burada yeniden anlam kazanmaktadır. İnsan aklı ve organizasyon kapasitesi, dijital araçlarla birleştiğinde kaynak kısıtı argümanlarını zayıflatmaktadır. Sonuç: Dijital Çağda Üretim Paradigması Prof. Dr. Soumodip Sarkar’ın sunumu, dijital dönüşüm ile insan merkezli ekonomik tasarım arasında güçlü bir köprü kurdu. Mikro girişimcilik, periferik kalkınma ve yapay zekâ destekli üretim; yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kurumsal ve politik bir yeniden tasarım gerektirmektedir. Viyana’daki tartışmalar, üretimin merkezsizleştiği, dijital araçların sermaye bariyerlerini düşürdüğü ve insanın yeniden ekonomik sistemin öznesi haline geldiği bir dönüşümün işaretlerini verdi. Milli Ekonomi Modeli’nin üretim, egemenlik ve insan odaklı çerçevesi; bu dönüşümün teorik ve politik altyapısını sunma iddiasındadır. Dijitalleşme çağında asıl mesele şudur:Yapay zekâ kimin üretim kapasitesini artıracak? Viyana’daki kongre, bu soruya alternatif bir yön gösterdi. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp