Limanlarımızın ÖzelleÅŸtirilmesi ile Ekonomik Bağımsızlığa Darbe Yüklenme tarihi 28 Aralık 202428 Aralık 2024 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Türkiye, jeopolitik konumu gereÄŸi, dünya ticaret yollarının kesiÅŸim noktasında yer alıyor. Üç tarafı denizlerle çevrili bu ülke, tarih boyunca stratejik limanlarıyla öne çıkmıştır. Ancak, son yıllarda uygulanan özelleÅŸtirme politikaları, bu stratejik avantajın yitirildiÄŸine iÅŸaret ediyor. Özellikle Mersin Uluslararası Limanı ve TaÅŸucu Limanı gibi kritik tesislerin özelleÅŸtirilmesi, bu konuda ciddi eleÅŸtirileri beraberinde getirmiÅŸtir. Mersin Limanı: Ekonomik Kontrolün Kaybı 1954 yılında inÅŸasına baÅŸlanarak 1962’de iÅŸletmeye açılan Mersin Limanı, Türkiye’nin en büyük konteyner limanı ve Akdeniz’in önemli ticaret merkezlerinden biridir. Ancak 2007 yılında gerçekleÅŸtirilen özelleÅŸtirme ile Mersin Limanı, 36 yıl süreyle PSA-Akfen Ortak GiriÅŸim Grubu tarafından iÅŸletilmek üzere devredilmiÅŸtir. Bu özelleÅŸtirme, devletin böylesine önemli bir stratejik liman üzerindeki kontrolünü kaybetmesine neden olmuÅŸtur. Sonraki yıllarda, limanın kapasitesi artırılmış olsa da bu yatırımların getirdiÄŸi ekonomik faydanın büyük bir kısmı özel iÅŸletmeye yönelmiÅŸtir. Türkiye’nin bu limandan yıllık 100 milyon dolar üzerinde gelir elde etmesi beklenirken, özelleÅŸtirme sonrası devletin aldığı pay yalnızca kira gelirleriyle sınırlı kalmıştır. Limanın iÅŸletilmesinden önceki yıllık net kar oranı devlet için yaklaşık 120 milyon dolar seviyesindeydi. Bugün, özel iÅŸletme yıllık net kârını 300 milyon doların üzerine çıkarmış, ancak bu gelirden devlete düşen oran oldukça sınırlı kalmıştır. TaÅŸucu Limanı: Uluslararası Ticaret EtkinliÄŸi Kaybediliyor Mersin Limanının ardından Silifke TaÅŸucu Limanı da 2021 yılında yapılan ihale ile Ceyport TaÅŸucu Uluslararası Liman İşletmeciliÄŸi A.Åž.’ye 40 yıllığına devredilmiÅŸtir. Bu liman, DoÄŸu Akdeniz ticareti açısından son derece kritik bir noktada yer almaktadır. Stratejik önemi, Mersin Limanı ile birlikte düşünüldüğünde, Türkiye’nin Orta DoÄŸu ticaretine olan etkisini artırması beklenirken, bu özelleÅŸtirme ile kontrol tamamen özel sektöre devredilmiÅŸtir. Bu geliÅŸme, Türkiye’nin bölgedeki hakimiyetine zarar vermiÅŸ ve uluslararası ticaretteki etkinliÄŸini azaltmıştır. Limanın devrinden devletin elde ettiÄŸi toplam gelir yalnızca 80 milyon dolar seviyesinde gerçekleÅŸmiÅŸtir. Oysa limanın yıllık potansiyel geliri, bu rakamın en az 3 katı olabilirdi. Deniz Ticareti: Türk Gemilerinin Durumu Türk bayraklı gemilerin uluslararası deniz ticaretindeki payı, 2000’li yıllarda %8 seviyelerindeyken, özelleÅŸtirme süreçlerinden sonra bu oran %3’e düşmüştür. Bunun temel sebeplerinden biri, liman hizmetlerindeki artan maliyetlerdir. Türk armatörleri, düşük maliyet sunan yabancı limanları tercih etmek zorunda kalmıştır. Mersin Limanı özelleÅŸtirme öncesinde yılda ortalama 30 milyon ton yük elleçlerken, bugün bu rakam artmış olsa da elde edilen toplam kazancın büyük bölümü özel iÅŸletmeye gitmektedir. ÖzelleÅŸtirme ve Kaybolan Stratejik Güç Limanların özelleÅŸtirilmesi, yalnızca ekonomik deÄŸil, aynı zamanda siyasi etkileri de olan bir süreçtir. ÖzelleÅŸtirme politikalarının sonucunda limanların yönetimi ve iÅŸletmesi özel sektöre devredilmiÅŸ, devletin denetim gücü zayıflamıştır. Bu durum, Türkiye’nin ticaret politikalarını bağımsız bir ÅŸekilde yönlendirme kabiliyetini sınırlamaktadır. Özellikle Akdeniz ticaretinin kontrolünü elinde tutmak isteyen yabancı güçlerin bu limanlar üzerindeki etkisinin artabileceÄŸi düşünülmektedir. Milli Ekonomi ve Atatürk’ün Vizyonu Mustafa Kemal Atatürk, KurtuluÅŸ Savaşı’nın ardından İzmir İktisat Kongresi’nde kapitülasyonların kaldırılmasını, ekonomik bağımsızlığın temel taşı olarak görmüştür. Ancak bugün limanlarımızın ve stratejik kaynaklarımızın özelleÅŸtirilmesi, ekonomik bağımsızlığımızı tehlikeye atan bir süreci hızlandırmaktadır. Bu durum, Atatürk’ün reddettiÄŸi mandacılığın modern bir versiyonu olarak deÄŸerlendirilebilir. Limanlarımız, yalnızca ekonomik getiri saÄŸlayan tesisler deÄŸildir; aynı zamanda ulusal güvenlik ve stratejik üstünlük anlamına gelir. Bu tesislerin özelleÅŸtirilmesi, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye atan bir yaklaşımdır. Stratejik tesislerin devlet eliyle yönetilmesi, ülkenin hem ekonomik hem de siyasi gücünü artıracak bir adımdır. Sonuç: Stratejik Kaynaklar ve Bağımsızlık Türkiye’nin limanları, jeopolitik konumu ve tarihi itibarıyla büyük bir öneme sahiptir. Ancak bu stratejik avantaj, özelleÅŸtirme politikalarıyla yitirilmektedir. Mersin ve TaÅŸucu limanlarının özel sektöre devredilmesi, bu politikaların en çarpıcı örnekleridir. ÖzelleÅŸtirme süreçlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve stratejik tesislerin devlet kontrolünde tutulması hem ekonomik hem de siyasi bağımsızlığımız için kritik bir adım olacaktır. Ekonomik kalkınmanın temeli, yerli kaynakların milli bir vizyonla deÄŸerlendirilmesinden geçmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomik bağımsızlık anlayışı, bugünkü kararlarımıza rehber olmalı ve milli politikalar öncelik kazanmalıdır. Bu, yalnızca ekonomik kazanç için deÄŸil, aynı zamanda ulusal onur ve bağımsızlık için gereklidir. Bu veriler ışığında, limanlarımız ve diÄŸer stratejik varlıklarımızın özelleÅŸtirilmesiyle kaybedilen ekonomik deÄŸerler, milli bağımsızlığımıza yapılan büyük bir darbe niteliÄŸindedir. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAÅžFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp