Emekli Askerin Meselesi: Maaş Değil, Sistem Meselesi Yüklenme tarihi 27 Ocak 202627 Ocak 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Hafta sonu Bursa’da Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Bursa İl Başkanlığı’nı ziyaret ettik. Şube Başkanı, aynı zamanda anestezi teknikeri olan emekli astsubay Ercan Aktaş ile yapılan sohbet, bir nezaket ziyaretinin çok ötesine geçti. Masada çay vardı ama konuşulan başlıkların merkezinde ekonomi vardı; daha doğrusu, emekli askerlerin giderek derinleşen ekonomik sıkıntıları. Bu sohbetten geriye kalan en net duygu şuydu:Sorun, yalnızca düşük maaş değil; sorun yapısal bir adaletsizliktir. Emekli Astsubay Neden Zorlanıyor? Emekli astsubayların yaşadığı ekonomik daralma, bireysel tercihlerle ya da “genel geçim sıkıntısı” söylemiyle açıklanamayacak kadar sistematiktir. Görüşmede öne çıkan başlıklar şunlardı: Görevdeyken yaşanan statü ve özlük hakları sorunlarının, emeklilikte kalıcı bir dezavantaja dönüşmesi Tazminat ve intibak adaletsizlikleri nedeniyle aynı görevi yapmış personelin farklı emekli gelirlerine mahkûm edilmesi Sosyal haklara erişimde kurumsal eşitsizlik Askerlik gibi yüksek riskli bir meslek için yıpranma payının sembolik düzeyde kalması Bunların her biri tek başına önemli; ancak birlikte ele alındığında karşımıza çıkan tablo şudur:Emekli astsubay, hem aktif görevde hem de emeklilikte sistematik olarak geride bırakılmıştır. Asker Emekli Maaşlarındaki Farklılık: Teknik Değil, Yapısal Bir Sorun “Asker emekli maaşları neden farklı?” sorusu çoğu zaman teknik açıklamalarla geçiştirilir. Oysa bu farklılıkların kaynağı, birkaç hesap kalemi değil; devletin emekliliğe bakışındaki zihniyet değişimidir. 2008 sonrası sosyal güvenlik reformlarıyla birlikte emeklilik, bir sosyal hak olmaktan çıkarılıp prim–getiri ilişkisine indirgenmiştir. Bu yaklaşım, askerlik gibi risk, fedakârlık ve hiyerarşi temelli bir meslek için uyumsuzdur. Aynı üniformayı giymiş, aynı riskleri almış, aynı emir-komuta zincirinde görev yapmış insanların; yalnızca göreve başlama tarihine göre farklı emekli maaşları alması, adalet duygusunu zedeleyen bir kırılmadır. Asıl Soru: Emekli Ekonominin Yükü mü, Lokomotifi mi? Tam da bu noktada, 7–8 Şubat’ta Viyana’da düzenlenecek 11. Milli Ekonomi Modeli toplantısında yıllar önce ortaya konan temel ayrım yeniden anlam kazanıyor: Emekli, ekonominin yükü mü; yoksa talep tarafının lokomotifi mi? Kapitalist yaklaşım, emekliyi “hızlı tüketen ama üretmeyen” bir maliyet kalemi olarak görür. Bu nedenle emekli maaşları sürekli baskılanır. Oysa Milli Ekonomi Modeli (MEM) tam tersini savunur:Emekli, dar gelirli ve sabit geliri nedeniyle harcamasını doğrudan piyasaya yönlendiren en önemli ekonomik aktörlerden biridir. Başka bir ifadeyle: Emeklinin maaşı artarsa enflasyon patlamaz, Tam tersine piyasa canlanır, iç talep güçlenir, üretim teşvik edilir. Bu bakış açısı, emekliyi “yük” değil, ekonominin denge unsuru olarak görür. Çözüm Ne? Sorun bu kadar netse, çözüm de soyut olmamalıdır. TEMAD Bursa’daki görüşmede öne çıkan çözüm başlıkları şunlardır: Emekli asker maaşlarının insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılması Astsubayların özlük haklarında rütbe ve görev adaletinin sağlanması Tazminat ve intibak düzenlemelerinin geriye dönük olarak düzeltilmesi Yıpranma payının askerlik mesleğinin gerçek riskleriyle uyumlu hâle getirilmesi Emekli askerlerin sosyal hayata katılımını destekleyen kurumsal projelerin hayata geçirilmesi Son Söz Bursa’daki ziyaret, bize bir kez daha şunu gösterdi:Emekli askerlerin meselesi, bireysel şikâyetlerin toplamı değil; devletin emekliye bakışının turnusol kâğıdıdır. Ekonomi, yalnızca rakamlardan ibaret değildir.Ekonomi, insanın geçinebilme hakkıdır.Ve bu hak, yıllarca bu ülkenin güvenliği için görev yapmış emekli askerlerden esirgenemez. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp