18 Temmuz 2024 Perşembe

Sabit-i Kadem Olmak

Prof. Dr. Haydar Baş’ı Anma Haftası içerisindeyiz. Hüzünlüyüz. Sadece Türkiye siyasetine değil, dünyaya yön vermiş yeri doldurulamayacak Liderimiz Hakk’a yürüyeli tam 2 yıl oldu. 

Haydar Hocamız ile milletimizin özellikle bu salonda bulunanların o kadar çok yaşanmış unutulmaz anıları var ki, 

Hangisini unutabiliriz. 

O bizim için baba idi, 

Öğretmen idi,

Dost idi,

Yol gösterici idi, 

O iyi bir liderdi, 

O iyi bir akademisyen idi,

O iyi bir yazar idi, 

O iyi bir hatip idi,

Bu sıfatları O kadar çok artırabiliriz ki; 

Her şeyden önce kâmil bir insan idi. 

“Elden bir şey gelmiyor, kadere boyun eğeceğiz. 

Sana olan özlemimizi kendimize atık yapıp, 

Canımız toprakta olsa da dimdik ayakta kalacağız. 

Hocam biliyor musun kokun burnumuzda, sesin kulağımızda,

Gönlün gönlümüzün, tam da ortasında.

Ama yine de sana sarılabilmeyi 

Çok isterdik Hocam!”

Haydar Hoca ömrü boyunca zora talip oldu, sadece 3 – 5 kişiyi değil; toplumu, tüm insanlığı insanlık adına, Hakk adına adeta eğitti. Toplumu evrime uğrattı. 

Birçok bilim insanı, birçok değer yaşamı sırasında çoğu kez anlaşılamazken, örneğin onun ekonomi alanındaki tezleri fikirleri yaşamı sırasında  4,5 milyar insan tarafından uygulanmaya başlanmıştır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre ve daha birçoğu esas olarak kendi çağlarından sonra anlaşılmıştır.

Hepimiz biliriz. Büyük dağların azameti dağdan uzaklaştıkça belli olur. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler.

Öyle değil mi? 

Her geçen gün Hocamıza ve fikirlerine olan ihtiyacı toplum olarak, tüm insanlık daha çok hissetmiyor muyuz? 

Prof. Dr. Haydar Baş’a ait Milli Ekonomi Modeli geçmiş tarihlerdeki sömürgeciliğin bugünkü yüzü olan “kapitalizm” sistemini çökertmiştir. Küresel ekonomi üzerinde sınırsız hâkimiyet kurmak temeline dayanan kapitalizm, dünyadaki birçok savaşın, işgalin ana sebebidir. Gerçek sosyal devlet oluşturmanın, sömürülen ülkeleri kurtarmanın, milletlerin insanca yaşamasının reçetesini Milli Ekonomi Modeli ile ortaya koymuştur.

Ömrü boyunca her fırsatta hep “Çare, bir ve beraber olmaktır” diye ifade etmiştir.  

“Önce insan” düsturu ile söylemlerinin ve çalışmalarının merkezine hep insanı almıştır. “Kendi içinde kavgalı olanın, dış tabiatında faydalı olması mümkün değildir. İnsanın önce kendi kendi ile uyumlu olması lazımdır. Bu da kendinde inancı hakim kılması ile mümkündür. Yani Tevhidi evvela nefse kabul ettirmek şarttır.” demiştir.

Alevisi ile sunnisi ile; kürdü ile çerkesi ile; lazı ile acemi ile ortak paydalarda buluşalım dedi. Bir olalım, iri olalım, diri olalım dedi. 

Yetmedi birliğin adreslerini gösterdi. 

Ehl-i Beyt dedi. 

“Tevhidin merkezi Ehl-i Beyttir.” 

Atatürk dedi. 

“Atatürk vatandır, Atatürk Bayraktır, Atatürk birleştirici harçtır.” 

Siyasette birlik dedi. 

Gerçek Atatürkçüleri, gerçek müslümanları, gerçek milliyetçileri, tam bağımsız Türkiye diyen herkesi BTP çatısı altında cem etti. 

“Ne AB, ne ABD Bağımsız Türkiye” dedi.  

“Vatan bizimdir bizim kalacak” dedi. 

“İş aş, Haydar Baş” dedi. 

“Var mısınız?” dedi. 

Varız Hocam varız. 

Şimdi bize düşen bu birlik çatıları altında yer almaktır. 

Zora talip olan Haydar Hoca başardı.

Ortaya koyduğu tüm görüşleri, projeleri gönüllerde iktidar etti. Projelerini başta ülkemizin fertleri olmak üzere tüm insanlığa emanet etti. Sadece sana bana değil, tüm insanlığa. 

Ve not düştü: “Bana ihtiyacınız olacak, geleceksiniz beni bulamayacaksınız. Ama benim kadrom sizin sorunlarınızı çözecek.” dedi. 

“Bizim dönemimiz başladı.” dedi. 

Kim ne derse desin; kim ne yaparsa yapsın sonuç bellidir. Gönüllerde iktidara gelmiş bu fikirler siyasi olarak da iktidara gelecektir. Bunda zerre kadar şüphem yoktur. 

Bu fikrin siyasi iktidara gelip gelemeyeceği tartışma konusu bile olamaz. Eğer bir tartışma  konusu varsa o da kişisel olarak Hocamızın “Ama benim kadrom sizin sorunlarınızı çözecek ” dediği kadro içerisinde yer alıp alamamaktır, sabit-i kadem olabilmektir. 

Haydar Hocanın tezgâhında yetişmiş, babasının fikirlerinden aldığı ışıkla, ateşten gömlek giymeyi kabul eden babayiğit Genel Başkan Hüseyin Baş ile yürümek bir ihtiyaçtır, zorunluluktur.  

Bu ülkenin menfaatleri için gerçek mücadele ancak, Hüseyin Baş ile birlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, Prof. Dr. Haydar Baş’ın yolunda yapılabilir.  

Ne mutlu gönüllerde iktidara gelen bu fikrin siyasi iktidarını sağlayacağım diyen; kendimi 29 yaşında bu vatanın bağımsızlığına adıyorum diyen; Ehl-i beytin, Atatürk’ün hakkını babam iade etti, biz de Haydar Hocanın hakkını iade edeceğiz diyen; bu toplumdan Haydar Hoca’nın alacakları var, bunları tahsil edeceğiz diyen Hüseyin Baş ile yürüyenlere. 

Var Bi Hayalimiz diyenlere. 

 

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi