Üretim İçin Büyük Sermaye Şart mı? Yüklenme tarihi 24 Şubat 202624 Şubat 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Uzun yıllar boyunca kalkınma tartışmalarının merkezinde şu kabul yer aldı:Üretim için büyük sermaye gerekir. Sermaye yoksa üretim de yoktur. Bu varsayım, modern kapitalist kalkınma modelinin temel dayanağıdır. Dev yatırımlar, yüksek finansman, büyük sanayi kümelenmeleri… Üretim denildiğinde akla hep “sermaye yoğunluk” gelmiştir. Ancak son yıllarda ortaya çıkan dijital köy örnekleri bu varsayımı ciddi biçimde sarsmaktadır. Çin’de literatüre “Taobao Köyleri” olarak giren model, küçük ölçekli üreticilerin dijital platformlar aracılığıyla küresel pazara entegre olabildiğini göstermiştir. Dev fabrikalar yoktur. Dev sermaye konsantrasyonu yoktur. Ama üretim vardır. Bu durum yalnızca bir platform başarısı değildir.Bu durum, üretimin sermaye bağımlılığı varsayımının sorgulanmasıdır. Sermaye Zorunluluğu: Bir Ekonomik Mit mi? Klasik sanayi paradigmasında üretim kapasitesi, sermaye birikimiyle doğru orantılı kabul edilir. Yatırım → üretim → gelir zinciri temel modeldir. Ancak dijital altyapı bu zinciri kırmaya başlamıştır. Zeng ve arkadaşlarının (2019) çalışması, dijital platformların: İşlem maliyetlerini düşürdüğünü, Pazara giriş bariyerlerini azalttığını, Küçük üreticinin görünürlüğünü artırdığını ortaya koymaktadır. Yani üretim için başlangıç eşiği düşmektedir. Peki o halde soru şudur: Eğer teknik ve lojistik eşik düşmüşse, neden her yerde üretim patlaması yaşanmıyor? Çünkü mesele yalnızca teknik değil, ekonomiktir. , Yapay Zekâ ve Üretim Eşiğinin Gerilemesi Viyana’da 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresinde Soumodip Sarkar’ın vurguladığı “AI-enabled generative bricolage”, sınırlı kaynakla üretim kapasitesinin genişlemesini ifade eder. Baker ve Nelson’ın (2005) teorik çerçevesi, yapay zekâ sayesinde daha ölçeklenebilir hale gelmiştir. Brynjolfsson ve McAfee (2014), dijitalleşmenin bilgi temelli ölçek avantajı yarattığını savunur. Agrawal, Gans ve Goldfarb (2018) ise yapay zekânın karar maliyetlerini düşürdüğünü göstermektedir. Yani artık üretim için gereken teknik altyapı daha erişilebilir. Ancak üretimin devreye girmesi için yalnızca üretme kapasitesi yetmez.Üretilenin dolaşacağı bir pazar gerekir. Asıl Belirleyici: Ekonomik Dolaşım Dijital köy deneyimi bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Üretim, talep olmadan harekete geçmez. Teknoloji üretim imkânı sunar.Ama üretimi başlatan şey ekonomik dolaşımdır. Eğer yerel satın alma gücü zayıfsa, üretici dış talebe bağımlı hale gelir. Bu ise kırılgan bir yapı üretir. Küresel dalgalanmalar küçük üreticiyi kolayca sistem dışına iter. İşte bu noktada Milli Ekonomi Modeli’nin temel tezi belirginleşir: Üretim, güçlü bir iç tüketim zemini üzerine inşa edilmelidir. MEM ve Sermaye Bağımlılığının Aşılması Milli Ekonomi Modeli’nin en kritik iddiası şudur: Üretim için dev sermaye birikimi zorunlu değildir.Zorunlu olan, canlı bir iç ekonomik dolaşımdır. Bu yaklaşım, klasik “önce yatırım sonra üretim” zincirini tersine çevirir. Eğer tüketim gücü tabana yayılmışsa, üretim “emme–basma tulumba” gibi devreye girer. Dolaşım genişledikçe üretim artar; üretim arttıkça gelir yeniden dolaşıma katılır. Bu çerçevede sermaye, üretimin ön koşulu değil; üretimin sonucu haline gelir. Bu ayrım teorik olarak son derece önemlidir. Kapitalist modelde sermaye başlangıç noktasıdır.MEM yaklaşımında ise başlangıç noktası ekonomik dolaşımdır. Teknoloji Kimin Hizmetinde? Acemoğlu (2021), yapay zekânın uygun politika tasarımı olmadan eşitsizliği artırabileceğini savunur. Autor (2022) ise tamamlayıcı tasarımın yeni üretim alanları yaratabileceğini belirtir. Bu çalışmalar bize şunu gösterir: Teknoloji tarafsız değildir.Ekonomik çerçeve tarafından şekillendirilir. Eğer ekonomik sistem, tüketim gücünü daraltıyorsa; dijitalleşme de sınırlı kalır.Eğer sistem, dolaşımı tabana yayacak şekilde kurgulanmışsa; küçük üretici hızla üretime katılabilir. Sonuç: Üretimi Ne Başlatır? Dijital köy deneyimi, üretimin büyük sermaye olmadan da başlayabileceğini göstermektedir. Ancak sürdürülebilir üretim için teknik kolaylık yetmez. Üretimi harekete geçiren temel unsur, ekonomik dolaşımın genişliğidir. Milli Ekonomi Modeli’nin vurgusu tam olarak buradadır: Üretim için önce tüketim gücü gerekir.Tüketim gücü varsa, üretim kendiliğinden devreye girer. Bu nedenle mesele merkez değişimi değildir.Mesele üretimin hangi dinamikle başlatıldığıdır. Ve bu dinamik, sermaye yoğunluğu değil;güçlü bir iç talep yapısıdır. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp