16 March 2026 Monday

Dolar İmparatorluğu Sarsılıyor mu? Milli Paralarla Ticaret Tartışması

Son yıllarda dünya ekonomisinde dikkat çekici bir tartışma yeniden gündeme gelmeye başladı: dedolarizasyon. Yani uluslararası ticarette dolar bağımlılığının azaltılması ve ülkelerin kendi para birimleriyle ticaret yapması meselesi. Özellikle enerji ticareti söz konusu olduğunda bu tartışmanın önemi daha da artıyor.

Bugün dünya petrol ticaretinin büyük bölümü ABD doları üzerinden gerçekleşiyor. Petrol fiyatları dolar üzerinden belirleniyor, uluslararası enerji sözleşmeleri dolar üzerinden yapılıyor ve enerji ticaretinin finansmanı da büyük ölçüde dolar sistemi üzerinden yürütülüyor. Bu durum, ABD’ye küresel finans sistemi üzerinde önemli bir güç sağlıyor.

Çünkü dolar yalnızca bir para birimi değil; aynı zamanda uluslararası finans sisteminin merkezinde yer alan bir araçtır. Küresel ticaretin önemli bir kısmının dolar üzerinden yapılması, ABD’ye ekonomik yaptırımlar uygulama konusunda güçlü bir imkân sunmaktadır.

Nitekim son yıllarda İran’a uygulanan yaptırımlar bunun en açık örneklerinden biridir. İran’ın uluslararası bankacılık sisteminden çıkarılması, petrol satışlarının kısıtlanması ve finansal işlemlerinin engellenmesi büyük ölçüde dolar merkezli finans sistemi üzerinden yürütülmüştür.

Ancak son dönemde bazı ülkeler bu sisteme alternatif yollar aramaya başladı. Çin, Rusya ve İran gibi ülkeler enerji ticaretinde alternatif para birimleri kullanma yönünde çeşitli adımlar atmaktadır. Özellikle Çin ile yapılan bazı enerji ticaretlerinde Yuan kullanımı gündeme gelmiştir.

Bu gelişmeler uluslararası literatürde dedolarizasyon olarak adlandırılmaktadır. Yani küresel ticarette doların hâkimiyetinin azaltılması ve farklı para birimlerinin devreye girmesi.

Bu eğilimin arkasında yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sebepler de bulunmaktadır. Çünkü küresel ticaretin dolar üzerinden yürütülmesi ABD’nin ekonomik yaptırım gücünü artırmaktadır. Bu nedenle bazı ülkeler ticarette alternatif ödeme sistemleri geliştirmeye çalışmaktadır.

Bugün enerji ticaretinde millî paraların kullanılması fikri giderek daha fazla tartışılmaktadır. Bu tartışma yalnızca İran veya Rusya gibi ülkelerle sınırlı değildir. Çin’in küresel ticaret stratejisi de bu yönde gelişmektedir.

Çin’in 2013 yılında başlattığı Kuşak ve Yol Girişimi, yani Yeni İpek Yolu projesi, yalnızca bir ulaşım veya ticaret projesi değildir. Bu proje aynı zamanda küresel ekonomik ilişkilerin yeniden şekillenmesi anlamına gelmektedir. Asya, Avrupa ve Afrika arasında kurulan yeni ticaret ağları, dünya ticaretinde farklı ödeme sistemlerinin tartışılmasına da zemin hazırlamaktadır.

Aslında bu konu Türkiye’de yıllar önce dile getirilmişti. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli, uluslararası ticarette millî paralarla ticaret yaklaşımını savunan önemli bir perspektif sunuyordu. Bu modele göre ülkeler ticaretlerini kendi para birimleri üzerinden yaparak küresel finans sistemindeki tek taraflı bağımlılıkları azaltabilirlerdi.

Bugün dünyada yaşanan gelişmeler, bu tartışmanın yeniden gündeme geldiğini gösteriyor. Enerji ticaretinde alternatif para birimlerinin konuşulması, küresel finans sisteminin geleceği hakkında yeni soruları da beraberinde getiriyor.

Elbette doların küresel ekonomideki rolü kısa vadede ortadan kalkacak değildir. Dolar hâlâ dünya ticaretinin en önemli para birimlerinden biridir. Ancak son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler, doların tek hâkim para birimi olduğu sistemin sorgulanmaya başladığını göstermektedir.

Bu nedenle dedolarizasyon tartışması yalnızca teknik bir ekonomi konusu değildir. Aynı zamanda küresel güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır.

Burada Türkiye açısından önemli bir fırsat penceresi de ortaya çıkmaktadır. Dünya finans sisteminde yeni dengelerin konuşulduğu bir dönemde Türkiye’nin pasif bir izleyici olması düşünülemez. Tam aksine, Türkiye kendi ekonomik modelini güçlendirerek bu yeni düzende söz sahibi olabilecek potansiyele sahiptir.

Bu noktada yapılması gereken şey açıktır: Milli Ekonomi Modeli’nin bir an önce tam anlamıyla hayata geçirilmesi. Üretimi, millî para ile ticareti ve ekonomik bağımsızlığı esas alan bu yaklaşım, Türkiye’nin küresel finans sistemindeki kırılganlıklarını azaltabilecek güçlü bir perspektif sunmaktadır.

Dünya ekonomisinde yeni dengelerin konuşulduğu bir dönemde Türkiye doğru adımları atabilirse, yalnızca gelişmeleri takip eden bir ülke değil, yeni oluşacak finansal dengelerde oyun kurucu bir aktör hâline gelebilir.

Aslında bugün tartışılan birçok konu, yıllar önce ortaya konulan fikirlerin yeniden hatırlanmasını gerektiriyor. Prof. Dr. Haydar Baş ve Milli Ekonomi Modeli, Türkiye’ye yalnızca bir ekonomik teori değil; aynı zamanda küresel dönüşüm dönemlerinde değerlendirilebilecek stratejik bir fırsat sunmaktadır.

Önümüzdeki yıllar dünya ekonomisinde yeni bir düzenin şekillendiği bir dönem olabilir. Türkiye bu süreci doğru okuyabilirse, yalnızca bu değişimin parçası olmakla kalmaz; aynı zamanda bu değişimin yönünü belirleyen ülkelerden biri hâline gelebilir.

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
guest

0 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi