24 Temmuz 2024 Çarşamba

Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki!

Hafta sonu BTP Genel Başkanı Hukukçu Hüseyin Baş, partisinin Kahramanmaraş ve Gaziantep il kongrelerinde katıldı. Bu vesile ile Sayın Baş’ı yakından dinleme şansı bulduk.

Sayın Baş’ın söylemleri her zamanki gibi tek kelime ile harika idi. Neler dedi? Sadece başlıklarını sıralayalım:   

  • ÖTV adı altında millete zulmediliyor. ÖTV kaldırılmalı.
  • Diyanet’i Atatürk gibi işletelim.
  • Hükümet çiftçiye 100 lira para veriyor. Sonra ‘bana 120 lira olarak geri öde’ diyor. Babası çocuğuna faizle harçlık verir mi?
  • Devlet bana ‘Al şu evi bana 20 yılda 750 lira taksitle öde, ev sahibi ol dese’ Bunu Devlet yapamaz mı? Niye TOKİ 150 bin liraya mal ettiği evi 1-1,5 milyona size satıyor.
  • Emeklilik yaşı 55’e çekilmeli. Bu yaş 50 olur, 45 de olabilir.

Sonra da ekliyor Genel Başkan: “Tüm bunların olabilmesi için sistemin topyekun değişmesi lazım.

Öyle değil mi gerçekten? Yine Sayın Baş’ın ifade ettiği gibi, sadece iktidarların ya da muhalefetlerin, Milli Eğitim Bakanının, Sağlık Bakanının, Ekonomi Bakanının vs. değişmesi neyi tek başına neyi ifade eder ki?

Deveye boynun eğri, demişler; nerem doğru ki, demiş. Bizim sistemimiz de aynen böyle. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor.  

Bahtsızın bağına, ya yağmur yağar ya dolu! Bizim halimiz de bu misal. Kim iktidara gelse ezilen vatandaş, sömürülen vatandaş. Yetmedi! Gelen gideni aratıyor.   Değişen sadece şekiller. Kongrede Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu’nun ifade ettiği gibi; eskiden vatandaş gaz almak için kuyruğa giriyordu. -Ki, biliyorsunuz, mevcut iktidar da hep gaz kuyruklarının kaldırılması ile övünür.- Eskiden vatandaşın cebinde para vardı, gaz almak için kuyruğa giriyordu. Şimdilerde evet kuyruk yok. Ama milletin gaz alacak cebinde parası da yok. Sıraya girerek mağdur olan vatandaş, şimdi gaza hiç ulaşamıyor. Yani mağdur olan yine vatandaş. Olan yine Kel Ali’nin bağına oluyor.

Artık bu bahstsızlığa son vermek lazım. İTÜ Okul Birincisi Hüseyin Umutcan Ay’ın ifadesiyle “Bizler ve bizim yetiştireceğimiz çocuklar hegemonların elinde yozlaşmış bu sistemi değiştireceğiz. Değiştirmeliyiz”

Bir önceki yazımızda (Sapere Aude!) da ifade ettiğimiz gibi “Bilmeye Cesaretli Ol” cümlesini hayatımıza düstur edinmemiz lazım. Yine Hüseyin Umutcan’ın ifadeleri ile “Sorguladığınız şeyi öğrenmeye başlarsınız, öğrendiğiniz şey sizi bazen uykularınızdan da edebilir. Ben bu bedeli ağır bir şekilde ödedim.”

Evet! Genç Beyin uykusuz gecelerinden dert yanıyor ama ismi gibi “ümitli” ve de “kararlı”: “Yarattığımız bu yeni dünyada onlar sadece yozlaşmış bir düşüncenin son temsilcileri olarak kalacaklar…”

Geçen ay Almanya’da seçim yapıldı. Seçmenler, oyları ile son yıllarda Avrupa’da birçok ülkede olduğu gibi adeta demokrasiye meydan okudular. Güçlü, geleneksel söylemi olan tüm partiler oy kaybederken, yeni söylemlere sahip partiler küçük olmalarına rağmen ciddi oy kazandılar. Ülke ya da dünyayı kurtarmak şeklinde söylemleri olmayan ancak spesifik alanlara yoğunlaşarak yeni ve farklı söylemler ifade eden bu partilerin taraftarları her gün artıyor. Son seçimlere Almanya’da 20 civarındaki küçük diyebileceğimiz bu partilerin toplam oyları % 8’e yükselmiş.

Popülist geleneksel ifadeler, mevcut sistemin parçası şeklindeki iktidar ya da muhalif partiler, hep oy kaybetmişler. Farklı söylemlere sahip küçük partilerin güçlenmesi son yıllarda Avrupa’da birçok ülkede görülüyor. Siyaset bilimciler tarafından “the Dutchification of European politics” olarak isimlendirilen bu durum geleneksel söylemlerin iflasının işareti aslında. İnsanlık yeni çözümler, yeni söylemler bekliyor.

İşte Sayın Baş’ın “sistemin topyekun değişmesi lazım!” söylemi bu yönelişin de ifadesidir: “İhtiyacımız olan sistem Milli Ekonomi Modeli’ndedir. Bunu iktidar edersek her şeyden kurtulmuş olacağız. Türkiye’nin kurtuluşu bugün herkesin çokça söylediği gibi Bağımsız Türkiye’dedir, BTP’dedir. Bu ülkenin birliğindedir, kardeşliğindedir, Atatürk etrafında birleşmesindedir, Ehl-i Beyt’in etrafında birleşmesindedir.”

Yoksa kapital sistem içerisinde çözüm aramak boşunadır. Suyu havana koy, döv döv yine su.

Bir çift lafım da kapital sistem içerisinde çözüm arayan, ömrünü beraber tükettiği partilerden ayrılarak “ben kapital sistemi daha iyi uygularım” deyip; güya “yeni” olanlara: Lezzetsiz çorbaya tuz kâr etmez.

Dert bellidir, çözüm bellidir! Başka söze hacet olmasa gerek.

Gafile kelam, nafile kelam.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

#VarBiHayalimiz

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi