23 Temmuz 2024 Salı

Gelin dünya barışı adına, “önce insan” diyelim!

Covid-19 aşısı bulundu, ama!

4.Nisan.2021 tarihli makalemin başlığı.

Ne demiştik o gün? 

Özetleyelim.

“Aşılar bulununca, artık “kara göründü” diye sevindik. Ama ne var ki, Coid-19’dan dünyada her gün on binden fazla insan ölmeye devam ediyor. Masum insanların ölümüne üzülmemek imkânsız. Hele bir de bu ölümlerin “aşısı bulunmuş” bir “bulaşıcı hastalık”tan dolayı olması ne acı değil mi?

Bir yanda aşı bulunur bulunmaz nüfuslarını defalarca aşılamak için yeterli doz satın alan zengin ülkeler,  bir yanda Fikri Mülkiyet Hakları paylaşımı konusunda önemli politika değişiklikleri olmazsa 2023 veya 2024’e kadar Covid-19’a karşı aşılanamayacak düşük gelirli ülkeler.

23 Şubat 2021’de DTÖ toplantısında, Amerika Birleşik Devletleri ve aşılara hazır erişimi olan az sayıda zengin ülke, Hindistan ve Güney Afrika’nın aşılar da dâhil olmak üzere covid-19 teknolojilerine patent uygulama zorunluluğundan pandemi dönemi için geçici olarak feragat etme önerisini engellediler.

Aşıların her yerde herkesin kullanımına açık olmalarını sağlamalıyız. Dozları paylaşmak, engelleri kaldırarak üretimi artırmak ve geride kalan toplulukları hedeflemek için verileri etkin bir şekilde kullanmamızı sağlamak bu krizi sona erdirmenin anahtarıdır.

Süreç bize önemli bir yeni yol sunuyor.

Gelin dünya barışı adına, “önce insan” diyelim.”

Gelelim bugüne: “Dünya Sağlık Örgütü tweeter aracılığıyla çağrıda bulundu”

Açıklama şu şekilde:

“Bu soruna çözüm bulunmalı. Aksi halde pandemiden kurtulmak imkansız.

#COVID19 aşı bulunabilirliği: Yüksek gelirli ülkeler 100 kişi başına 133 doz aşı. Düşük gelirli ülkeler 100 kişi başına 4 doz aşı.

Pandemi sonu ancak şu şekilde gelir:

  1. Aşı teslimine öncelik verildiğinde #COVAX & AVAT
  2. Ne zaman G20 ülkeleri doz paylaşımı taahhütlerini yerine getirmeli.
  3. Bilgi, teknoloji ve lisanslar paylaşıldığında ve fikri haklardan feragat edildiğinde”

Dünya sağlık örgütünün yayınladığı tweetler böyle.

Afrika’da aşılarını tamamlayanların sayısı yüzde 5’in bile altında. DSÖ’nün, bu yıl sonuna kadar tüm ülke nüfuslarının yüzde 40’ının, 2022 ortasına kadar ise yüzde 70’inin aşılanmasını hedeflemişti. Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus’un açıklamalarına göre bu hedefin gerçekleşmesi için en az 11 milyar doz aşı gerekiyor. Çözüm olarak da örgüt, özelikle aşı üretici firmaların patent hakkı feragatında bulunmalarını görüyor. Dr. Ghebreyesus, böylece dünyada aşı arzının artacağını ve teknoloji paylaşımı sayesinde yerel aşı üretiminin teşvik edilerek aşı dağılımının kolaylaşacağı görüşünde.

Yukarıda alıntı yaptığımız eski yazımızda da belirttiğimiz gibi, Dünya Ticaret Örgütü, daha önce bu konuyu görüşmek üzere bir araya gelmişti. Ama ne var ki; büyük yerli ilaç endüstrisine sahip İngiltere, İsviçre, AB ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere yüksek gelirli ülkeler bu teklife karşı çıkmış idi.

Bu ülkeler, fikri mülkiyet haklarının korunmasının araştırma ve yeniliği teşvik ettiğini ancak bu hakların askıya alınmasının aşı arzında ani bir artışla sonuçlanmayacağını savunuyorlar.

COVAX ve AVAT gibi kampanyalarla güya yüksek gelirli ülkeler, düşük gelirli ülkelere yardımda bulunmuştu. Ama bu devede kulak bile değil. Dr. Ghebreyesus’un açıklamalarına göre örneğin nisan ayında, küresel çapta uygulanan 700 milyon aşının sadece yüzde 0,2’lik kısmının düşük gelirli ülkelerde yapılmış.   

Mayıs 2021’de konuyu tekrar gündemine alınan Dünya Ticaret Örgütü toplantısında fikri mülkiyet hak devri için gerekli oy sayısı tamamlanamasa da 100’ün üzerinde ülke bu fikre sıcak baktığını belirttiler. ABD de bu süreçte Kovid-19 aşılarına fikri mülkiyet hakkı istisnası getirilmesini isteyen ülkeler arasına katıldı. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Von der Leyen ise öneriyi görüşebileceklerini dile getirdi. İnsan söylemeden edemiyor. Acaba ABD, gerçekten karar için kendisinin oyu yeterli olsa idi aynı kanaati belirtecek miydi? Bilinmez. 

DSÖ’nün önemsediği bu görüşlerin hepsi de tavsiye hükmünde açıklamalardan öteye gidemedi

Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu bu gelişmeleri “hayal kırıklığı” olarak nitelendirdi. Pfizer ile birlikte m-RNA aşısını geliştiren Prof. Dr. Uğur Şahin de bu gelişmelere karşı çıkanlardan. Patent hakkından feragatın basit bir konu olmadığını ve “sorunun lisans vermekle bitmediğini” dile getiren Şahin, aşı üretiminin 20 yıllık bir tecrübeye dayandığını söyleyerek; tüm dünyaya arz edilecek aşının aynı kalite ve nitelikte olması gerektiğinin altını çiziyor. Dr. Şahin, daha çok “yetkin olan üreticilere özel lisanslar vermek” taraftarı. Ama şu ana kadar böyle bir gelişme de olmadı.

Üretici firmalar, “arge çalışmaları için yaptıkları için yaptıkları yüksek finansal yatırımlarla Kovid-19 aşısını mümkün kılan ilaç şirketlerinin mağdur olacakları adeta kamulaştırılacakları” iddiası ile bu görüşe karşılar.

Elle tutulan bir gelişmenin hâlâ olmadığı bu konuda, tarafların kanaati böyle.

Bakalım sonuç ne olacak?

Öyle ya; “kaynakların sınırlı, ihtiyaçların sınırsız olduğunu” savunan kapital sistemin hâkim olduğu dünyada başka ne beklenir ki!

Atı alan Üsküdar’ı geçti!

Bazen hayal ediyorum, SARS-CoV-2 virüsünü insanlaştırıyorum. Sanırım, virüs şimdilerde bize gülüyordur. Biz daha virüse öyle mi müdahale edelim böyle mi müdahale edelim karar veremedik. Bir yanda para için bilgisini paylaşmayanlar, bir yanda aşı karşıtları. Virüs ise, tam gaz muhatap olduğu insanlığı daha da çok tanıyarak her gün kılıktan kılığa girerek ( mutasyona uğrayarak) daha da güçleniyor.

Gelin dünya barışı adına, “önce insan” diyelim.

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi