18 Temmuz 2024 Perşembe

Gözümüz Aydın! Ekonomide Büyük
Devrim

Hükümetten doğalgaz tüketim desteği açıklamasını duymayanınız yoktur herhalde. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın açıklamalarına göre, Mart ve Nisanı kapsayan birinci dönemde 331 bini aşkın haneye toplamda 114,2 milyon lira destek verilmiş. Ve bu destekler, devam edecekmiş.

Bu açıklamayı görünce 25.07.2008’deki bir haber aklıma geldi

Katıldığı bir törende konuşma yapan o günün Başbakanı Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Valilere ‘vatandaşın kapısını çalın, gerekirse kömür kamyonun şoför mahalline oturun, siz gidin dağıtın” tavsiyesinde bulunduğunu belirtiyor. Ardından “Beni eleştirdiler. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi kömür dağıtır mı?’ dediler. Ben dağıtıyorum, tabi ki benim valim de dağıtacak. Bunu yaptığımız zaman büyüyeceğiz. Kömür dağıtıyoruz, ders kitabı dağıtıyoruz, ihtiyaç sahiplerine gıda dağıtıyoruz, yiyecek dağıtıyoruz. Söyledikleri şu; ‘Siz bunu parti propagandası yapmak için dağıtıyorsunuz.’ Bu devlet Anayasada nasıl tanımlanıyor? Demokratik laik sosyal bir hukuk devleti. Sosyal bir hukuk devleti ne demek? Sosyal bir hukuk devleti bu demek işte, bu.” diyor.

Yani, kömür dağıtmak, yemek dağıtmak, sosyal hukuk devletinin açılımı imiş. Ha pardon şimdi değişti. Vatandaşı gazlamak, yani gaz dağıtmak Sosyal Hukuk Devleti’nin açılımı imiş.

Evet, anayasamızda sosyal bir hukuk devleti ifadesi var. İsterseniz gelin sosyal hukuk devleti koşulu olmanın koşullarını bir de biz sıralayalım:

Sosyal devlet olma koşulları

Bir kere şunu ifade edelim ki; vatandaşın, yani insanın doğuştan gelen bazı hakları vardır. Ve bu haklar, koşulsuz olmak durumundadır. Eğer bir şeyi hak etmek için a, b, c, d şartlarını yerine getirmeniz gerekiyorsa; aslında bir hakkınız yok demektir. Böyle bir hak, hak değildir.

Üçüncü bir husus; sosyal devlet olabilmek için, hakların tüm vatandaşlara eşit olarak verilmesi gerekir. Verilecek hakların, vatandaş hak ettiği için verilmesi, paternalist yaklaşımla verilmemesi gerekir.

Paternalist yaklaşım nedir? 

Paternalizmin ruhu “elinden ekmek yedirme” zihniyetidir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, ILO’nun sözleşmelerinde de güvence altına alınan toplum hak ve özgürlükleri içeren bir sosyal hak ve politika alanını yok var saymaktır. Biraz sıkıştıklarında ve “benim işçim, benim memurum” tiratları durumu kurtarmamaya başladığında, bilmem kaç kişiye “ekmek yedirdiğini” böbürlenerek dile getirmektir. Şunu unutmayalım; insanlar kölelerine, hayvanlarına, dilencilere ekmek verir ve yedirir.

Geçmişte dağıtılan kömürün ya da bugünkü doğalgaz desteğinin bir “anayasal hakkın iadesi olarak yansıtılması” kesinlikle bir yanlış yönlendirmedir.

Yararlanacak kişilerin gelir tespitine dayalı sosyal yardım konusunda dünyanın birçok ülkesinde yapılan anketler; potansiyel olarak bu yardımdan faydalanabilecek kişilerin sadece yüzde 20’sinin bu desteklerden faydalana bildiklerini ortaya koymuştur.

Yani toplumdaki daha düşük gelirli gruplar regresiftir; içine kapalıdır. Gelir tespiti ve form doldurma vatandaş için damgalayıcıdır.

Sosyal yardımları gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar mı alıyor?

“Acaba bu tarz sosyal yardımı gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar mı alıyor; yoksa işini bilenler mi ?” Bu yüzden gelir tespitine dayalı sosyal yardımlar, yoksul kesimi hedeflemek ve onlara ulaşmak konusunda kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir.

Eğer bir anayasal hakkın iadesinden bahsediliyorsa bu yukarıda bahsettiğimiz 3 hususa da uymalıdır.

Türkiye Cumhuriyetinin tüm vatandaşlarını kapsayacak şekilde; bireysel ve eşit olmalı; özürlü ya da zayıf olup özel ihtiyaçları olan kişiler (şehit yakınları, gaziler, çocuklu anneler vs.) için ilaveler yapılmalıdır.

Anayasamızda bahsedilen sosyal hukuk devleti tanımına uygun olarak “hakkı gerçek manada vatandaşa vermenin” yolunu ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş Beye saygılarımı sunmak istiyor, Onu özlemle tekrar anıyorum. İlk kez vatandaşlık maaşını gündem eden Sayın Baş’ın Milli Ekonomi Modeli altında topladığı projesi popülist ve de paternalist yaklaşımlardan uzak; gerçekçidir. Modelin Sosyal Devlet-Milli Devlet açılımıyla toplumda esas huzur ve de denge sağlanacak; herkes aradığı mutluluğu bulacaktır. Kimse damgalanmadan; horlanmadan; hayır hasenat mantığı ile değil bir hak olarak “vatandaşlık maaşı”nı alacak; bu geliri istediği gibi kullanabilme iradesine sahip olacaktır.

Bugün bayrağı devralan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ve kadrosu, gecesini gündüzüne katarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese bu hakları yaşatmak için varıyla yoğuyla çalışmaktadır. Sizlerin BTP kadrolarına destek vermeniz aslında, zaten hakkınız olan vatandaşlık haklarınızı sonuna kadar alabilmek için bir gayretin ifadesidir.

 

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi