1 August 2026 Saturday

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Kelin ilacı olsa…

Ülkemizde 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu olmak üzere kanunlar, belediyelere sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında önemli yetki ve fonksiyonlar yükleyerek, Sosyal Belediyecilik hizmetlerini şart koşmuş, güvence altına almıştır. Kimsesizlerin, evsizlerin, sokak çocuklarının ve muhtaç kadınların barınma ihtiyaçlarından tutun da yaşlılara huzurevleri tesis etmek, kütüphane ve kültür merkezlerini mahallelere kadar […]

Yalnızlık Artık Bir Sağlık Sorunu

OECD’nin 2025 raporu, yalnızlığın artık yalnızca bireysel bir duygu değil; erken ölüm, kalp-damar hastalıkları ve ruhsal sorunlarla ilişkili önemli bir halk sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik risk altında olanlar yalnızca yaşlılar değil; gençler, özellikle de genç erkekler giderek daha fazla yalnızlaşıyor.

Sosyal Devlet Ne İşe Yarar?

Afetten sonra değil afetten önce, bağımlılıktan sonra değil bağımlılıktan önce, işsizlikten sonra değil işsiz kalmadan önce, yoksulluktan sonra değil yoksullaşmadan önce vatandaşının yanında olmalıdır.
İşte sosyal devlet budur.
İşte baba devlet budur.

Parti mi, Amblem mi; Yoksa İş, Aş ve Gelecek mi?

Partiler değişebilir, isimler değişebilir. Ama milletin gerçek gündemi değişmez: İş, aş ve gelecek. Türkiye’nin ihtiyacı siyasi magazin değil, vatandaşın sorunlarını çözecek fikir ve projelerdir.

Sırada Kim Var?

Öğretmen, gazi, emekli, işçi, memur, çiftçi, esnaf… Bugün toplumun hangi kesimine baksanız aynı sorunla karşılaşıyorsunuz: Geçim sıkıntısı ve adalet arayışı. Bu artık tek tek yaşanan mağduriyetler değil, yanlış ekonomik sistemin sonucudur. Çözüm ise pansuman tedbirlerde değil; üretimi, adil paylaşımı ve sosyal devleti esas alan Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ndedir. Çünkü sorun sistemse, çözüm de yeni bir sistemdir.

IMF Türkiye Raporunun Ötesindeki Gerçek

IMF, OECD ve EBRD’nin Türkiye için büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmesi, ekonomideki yapısal sorunların uluslararası kuruluşlar tarafından da görüldüğünü ortaya koymaktadır. Ancak asıl mesele büyüme oranlarının düşmesi değil, büyümenin niteliğidir. Türkiye, ihracatını artırmasına rağmen üretimde hâlâ yüksek oranda ithal ara malına bağımlıdır. Bu nedenle ihracat arttıkça ithalat ve cari açık da artmakta, oluşan katma değerin önemli bir bölümü yurt dışında kalmaktadır. Gerçek kalkınma; daha fazla ihracat yapmakla değil, daha fazla yerli katma değer üretmekle mümkündür. Çözüm ise üretimi, teknolojiyi ve yüksek katma değeri merkeze alan; ithalata bağımlılığı azaltan, sosyal devleti güçlendiren ve milli kaynakları milletin refahına dönüştüren bir ekonomik anlayışı hayata geçirmektir.

Üniversite Hayali mi, Yurt Dışı Hayali mi?

Bu hafta yüz binlerce gencimiz YKS sonuçlarını bekliyor. Kimi istediği bölümü kazanmanın hayalini kuruyor. Kimi ailesine güzel bir haber vermenin heyecanını yaşıyor. Kimi ise tercih listesini hazırlamaya başladı bile. Fakat bugün gençlerin zihninde, sınav kadar önemli başka bir soru daha var: “Üniversiteyi bitirdikten sonra bu ülkede nasıl bir gelecek beni bekliyor?” Eskiden üniversite, gençler için […]

Bir Ülkeyi Güçlü Yapan Şey Nedir?

Bir ülkenin gerçek gücü; yalnızca ekonomik büyüklüğü, doğal kaynakları veya askerî kapasitesiyle ölçülmez. Kalıcı güç; nitelikli insan, güçlü kurumlar, adalet, üretim, bilim ve ortak hedefler etrafında kenetlenmiş bir toplumla inşa edilir. Türkiye’nin en büyük zenginliği de sahip olduğu insan kaynağıdır. Güçlü bir gelecek için, insanı merkeze alan, üretimi ve milli kalkınmayı esas alan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Çünkü güçlü insan, güçlü kurumları; güçlü kurumlar ise güçlü Türkiye’yi oluşturur.

Bir Millet Nasıl Ayağa Kalkar?

Bir milleti ayağa kaldıran en büyük güç; sahip olduğu doğal kaynaklar değil, ortak hedefleri, güçlü fikirleri ve üretme iradesidir. Tarih, kalkınmayı başaran toplumların önce düşüncede, ardından eğitimde, üretimde ve adalette güçlendiğini göstermektedir. Türkiye’nin de geleceği; kendi insanına güvenen, bilim ve teknolojiyi önceleyen, üreten ve adil paylaşımı esas alan bir anlayışla mümkündür. Çünkü bir millet, önce fikriyle ayağa kalkar; ardından ekonomisi, devleti ve geleceği onun peşinden gelir.

Sosyal Devlet Boşluk Bırakmaz

Sosyal devlet; vatandaşını derneklerin, vakıfların ya da yardım kampanyalarının insafına bırakmaz.
Devlet, vatandaşının temel ihtiyaçlarını doğrudan karşılayacak güce ve sorumluluğa sahip olmalıdır.
Gerçek sosyal devlet; yardımı dağıtan değil, vatandaşını yardıma muhtaç bırakmayan devlettir.

Tasarruf Eden Devlet, Fakirleşen Millet?

Devletin mali disiplini ve tasarruf politikaları elbette önemlidir. Ancak vatandaşın alım gücü düşüyor, üretim yeterince artmıyor ve gelir adil paylaşılmıyorsa, tasarruf tek başına refah getirmez. Gerçek ekonomik başarı; bütçe dengesi kadar milletin bütçesini de güçlendirebilmektir. Türkiye’nin ihtiyacı, sadece harcamaları kısmak değil; üretimi, istihdamı ve milli kalkınmayı önceleyen güçlü bir ekonomik anlayıştır.

Son Nefese Kadar, Son Nefes İçin Siyaset

Siyaset; makam, unvan veya kişisel beklentiler için değil, millete hizmet etmek ve güçlü bir Türkiye inşa etmek için yapılır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu “Son nefese kadar, son nefes için siyaset” anlayışı; dava bilincini, fedakârlığı ve millet sevdasını esas alır. Bu anlayışın temsilcileri, Genel Başkan Hüseyin Baş’ın liderliğinde fikrini üreten, milletine umut olan ve Türkiye’nin geleceği için durmadan çalışan kadrolar olmaya devam edecektir.

Fikrimiz Milli. Duruşumuz Bağımsız. Hedefimiz Güçlü Türkiye. 🇹🇷

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi