6 September 2026 Sunday

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Kelin ilacı olsa…

Ülkemizde 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu olmak üzere kanunlar, belediyelere sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında önemli yetki ve fonksiyonlar yükleyerek, Sosyal Belediyecilik hizmetlerini şart koşmuş, güvence altına almıştır. Kimsesizlerin, evsizlerin, sokak çocuklarının ve muhtaç kadınların barınma ihtiyaçlarından tutun da yaşlılara huzurevleri tesis etmek, kütüphane ve kültür merkezlerini mahallelere kadar […]

Kâğıt Üstündeki Hedefler, Çarşıdaki Yangın: 20 Yıllık OVP Karnesi Ne Söylüyor?

6 Eylül’de yeni OVP açıklanacak.
Biz de rakamlara bakacağız.
Ama yalnızca “Enflasyon kaç olacak?” diye sormayacağız.
Asıl sorumuz şu olacak:
Bu program Türkiye’yi gerçekten daha üretken, daha güçlü ve daha müreffeh bir ülke yapacak mı?
Çünkü artık vatandaşın yeni bir hedefe değil, hedeflerin gerçekleştiğini göreceği bir ekonomiye ihtiyacı var.
Türkiye’nin ihtiyacı, kağıt üzerinde güzel görünen bir gelecek değil; hayatın içinde hissedilen bir refahtır.

Betona Değil Üretime Yatırım

Ekonomide yatırım denildiğinde çoğu zaman tek bir rakama bakıyoruz: Ne kadar yatırım yapıldı? Oysa bundan daha önemli bir soru var: Neye yatırım yaptık ve yaptığımız yatırım ülkenin gelecekteki üretim kapasitesini ne kadar artırdı? OECD’nin Nisan 2026’da yayımladığı Foundations for Growth and Competitiveness 2026 raporunun Türkiye bölümünde dikkat çekici bir tespit bulunuyor. Rapora göre Türkiye’nin sabit […]

Yüksek Faizin Görünmeyen Faturası

Türkiye ekonomisinde son yılların temel hedefi enflasyonu yeniden kontrol altına almak. Bu hedefin gerekliliği konusunda ciddi bir tartışma yok. Yüksek enflasyon; ücretliyi, emekliyi, üreticiyi ve tasarruf sahibini aynı anda yıpratıyor. Dolayısıyla fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı ekonomik istikrardan söz etmek mümkün değil. Ancak ekonomi politikasında yalnızca uygulanan ilacın etkisine değil, yan etkilerine de bakmak gerekir. IMF’nin […]

Rakamlar İyileşiyor, Ekonomi İyileşiyor mu?

Gerçek ekonomik başarı, rakamların iyileşmesi kadar vatandaşın da iyileşmeyi hissetmesidir.
Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran değil; üretimi, geliri ve refahı birlikte büyüten uzun vadeli bir ekonomi politikasıdır.

Borcu Yönetmek mi, Borçsuz Ekonomi mi?

ABD’nin 40 trilyon doları aşan borcuna karşı Trump çözümü büyümede arıyor. Ancak büyümeyi düşük faiz ve enflasyon üzerinden sağlama yaklaşımı, borcu ortadan kaldırmıyor; yalnızca sürdürülebilir kılmaya çalışıyor. Hüseyin Baş ise tartışmayı daha temel bir noktaya taşıyor: Milli Ekonomi Modeli, borcu yönetmeyi değil, ekonomiyi borca bağımlılıktan kurtarmayı hedefliyor.

Savaş Bir Ülkeden 35 Yıl Çalıyor

Dünya Bankası’nın Nisan 2026 raporu, savaşların yalnızca bugünü değil, ülkelerin geleceğini de yok ettiğini ortaya koyuyor. Büyük çatışmaların yaşanmadığı bir senaryoda kişi başına gelirin yedi yıl sonra ortalama yüzde 45 daha yüksek olabileceği; bunun yaklaşık 35 yıllık kalkınma kaybına karşılık geldiği hesaplanıyor.

Türkiye ise bu savaşların uzağında değil, tam yanı başında. Komşularımızdaki çatışmalar; ticaretten enerjiye, ihracattan yatırıma kadar Türkiye’yi de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle bölgesel barış yalnızca insani ve diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve milli güvenlik meselesidir.

Dün Yasaktı, Bugün Sanayi Politikası

Dün “devlet müdahalesi” denilerek eleştirilen sanayi politikaları bugün yeniden dünyanın gündeminde. Dünya Bankası’nın Nisan 2026 raporu; üretim desteklerinden kamu alımlarına, yerli girdi şartından teknoloji transferine kadar devletin üretimde yeniden etkin rol üstlendiğini ortaya koyuyor.
Dünya üretime ve stratejik sektörlere dönerken Türkiye için de soru açık: Üreten ve kendi kendine yeten bir ekonomi mi, dışa bağımlı bir yapı mı?

Ortadoğu’da Yeni Denklem

Ortadoğu’da yeni bir denklem kuruluyor. Abraham Anlaşmaları’na katılması istenen Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın şimdi Mekke merkezli bir savunma yapılanmasında buluşması dikkatle sorgulanmalıdır. Bu yapı gerçekten bağımsız bir bölgesel arayış mı, yoksa ABD’nin bölgedeki hedeflerine hizmet edecek yeni bir mekanizma mı?
Mesele paktın adı değil, merkezin neresi olduğudur. Merkeze kendi değerlerimizi almalıyız, emperyalizmi değil.

En Büyük Fakirlik Yalnızlıktır

İslam düşüncesinde insan, yalnız başına kemale ulaşan bağımsız bir varlık olarak değil; aile, komşuluk ve toplum içindeki sorumluluklarıyla anlam kazanan bir varlık olarak değerlendirilir. Kur’an-ı Kerim’de insanların farklı topluluklar hâlinde yaratılmasının amacı “tanışmaları” olarak açıklanırken (Hucurât, 49/13), yakın ve uzak komşuya iyilikte bulunmak da temel ahlaki sorumluluklar arasında sayılır (Nisâ, 4/36). Klasik İslam ahlakındaki ülfet kavramı ise insanların kaynaşmasını ve dayanışma içinde yaşamasını ifade eder. Bu anlayışa göre aidiyet geçici bir duygusal ihtiyaç değil; insanın şahsiyetini, huzurunu ve toplumsal sorumluluk bilincini geliştiren temel bir hayat bağıdır.

Komşuluk Neden Millî Güvenlik Meselesidir?

Komşuluk yalnızca kültürel bir değer değil; afet, salgın, suç ve dezenformasyon karşısında toplumsal dayanıklılığı artıran bir güvenlik unsurudur. Araştırmalar, güçlü yerel bağların afet sonrasında toparlanmayı kolaylaştırdığını ve mahallelerde şiddet suçlarının azalmasıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Ancak komşuluk devletin görevlerinin alternatifi değil, kamu kapasitesini tamamlayan bir dayanışma ağıdır.
Millî güvenlik sınırda başlar; birbirinin kapısını çalabilen insanların yaşadığı mahallelerde güçlenir.

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi