9 March 2026 Monday

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Kelin ilacı olsa…

Ülkemizde 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu olmak üzere kanunlar, belediyelere sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında önemli yetki ve fonksiyonlar yükleyerek, Sosyal Belediyecilik hizmetlerini şart koşmuş, güvence altına almıştır. Kimsesizlerin, evsizlerin, sokak çocuklarının ve muhtaç kadınların barınma ihtiyaçlarından tutun da yaşlılara huzurevleri tesis etmek, kütüphane ve kültür merkezlerini mahallelere kadar […]

Çocukluk Travması Geleceği Belirler mi? 12 Yıllık Araştırma Şaşırtıcı Sonuçlar Ortaya Koydu

Son yıllarda psikoloji ve psikiyatri alanında en çok tartışılan konulardan biri, çocukluk döneminde yaşanan travmaların yetişkinlik hayatını ne ölçüde etkilediği. İstismar, zorbalık, aile içi çatışmalar veya ekonomik zorluklar gibi olumsuz deneyimlerin uzun vadede ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği uzun süredir biliniyor. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, bu konunun sanıldığından daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Avustralya’da Yeni Güney […]

Enflasyonun Görünmeyen Dinamiği: Kur, Maliyet ve Üretim

Viyana’da düzenlenen 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresinde Prof. Dr. Mustafa Gerşil’in sunumu, Türkiye’de enflasyonun temel dinamiklerine dikkat çekti. Sunumda, Türkiye ekonomisinin enerji ve ara mallarında yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle döviz kurundaki değişimlerin doğrudan enflasyonu tetiklediği vurgulandı. Petrol ve emtia fiyatlarındaki artışların maliyet enflasyonunu güçlendirdiği, yüksek finansman maliyetlerinin ise üretimi baskıladığı ifade edildi. Ayrıca verimlilik sorununun enflasyonla yakından ilişkili olduğu ve üretim maliyetlerini düşürecek yapısal politikaların önem taşıdığı belirtildi. Kongrede ortaya konulan değerlendirmeler, maliyet enflasyonuyla mücadelede üretim odaklı politikaların ve Milli Ekonomi Modeli yaklaşımının önemine dikkat çekti.

Kaynak Kıtlığı Miti ve Milli Ekonomi Modeli

“Kaynak kıtlığı miti”, klasik iktisadın temel kabulü olan “kaynaklar sınırlıdır, insan ihtiyaçları sınırsızdır” varsayımının sorgulanmasını ifade eder. Bu yaklaşıma göre ekonomik sorunların temel nedeni kaynakların gerçekten sınırlı olması değil; bilgi üretimi, teknoloji ve üretim organizasyonunun yetersizliğidir.

Milli Ekonomi Modeli ise bu noktada farklı bir bakış açısı sunar: İnsan ihtiyaçları biyolojik ve sosyal olarak sınırlıdır; kaynaklar ise bilgi, emek ve teknoloji sayesinde fonksiyonel olarak genişleyebilir. Bu nedenle ekonomik tartışmanın odağı kıtlık değil, insanın üretme ve bilgi geliştirme kapasitesi olmalıdır.

Milli Ekonomi Modeli: Ekonomiden Öte Bir Medeniyet Perspektifi

Viyana’da düzenlenen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, ekonomi teorilerinin yalnızca piyasa dengeleri üzerinden değil; adalet, etik yönetim ve toplumsal refah boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurgulayan akademik tartışmalara sahne oldu.

Kongrede konuşan Azerbaycanlı akademisyen Prof. Dr. Rauf Mammadov, Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli’nin sadece bir iktisat yaklaşımı olmadığını, aynı zamanda etik yönetim anlayışı, istişare kültürü ve uzun vadeli istikrarı önceleyen bir medeniyet perspektifi sunduğunu ifade etti.

Uluslararası katılımla gerçekleştirilen kongrede, ekonomik sistemlerin toplumların tarihî birikimi ve devlet geleneğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Milli Ekonomi Modeli’nin özellikle Türk dünyası açısından ortak bir ekonomik vizyon oluşturma potansiyeli akademik düzeyde ele alındı.

Borç, Kur ve Kırılganlık: Krizlerin Matematiği ve Milli Ekonomi Modeli

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde sunulan ampirik bulgular, borç temelli büyüme modelinin kriz üretme potansiyelini istatistiksel olarak ortaya koydu.

Dış borç stoku ile kriz olasılığı arasında güçlü pozitif ilişki tespit edildi.
Borç servis yükünün krizleri tetiklediği vurgulandı.
Reel kurun aşırı değerlenmesi ve kısa vadeli borç/rezerv oranının yükselmesi finansal kırılganlığı artırıyor.

Sonuç net: Finansal kaldıraçla büyüyen ekonomiler, yapısal risk üretir.
Milli Ekonomi Modeli ise üretimi iç dinamizm ve gelir tabanlı genişleme üzerinden kurgulayarak bu kırılganlığı azaltmayı hedefler.

Tarımsal Destek, Büyüme ve Milli Ekonomi Modeli

Viyana’daki Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde sunulan OECD (2000–2021) verilerine dayalı akademik analiz, tarımsal desteklerin ekonomik büyümeye pozitif ve anlamlı katkı sağladığını ortaya koydu. Enflasyonun büyümeyi olumsuz etkilediği, sermaye birikimi ve dışa açıklığın ise destekleyici rol oynadığı belirtildi. Bulgular, üretim odaklı destek anlayışının büyüme ile çelişmediğini; doğru tasarlandığında ekonomiyi güçlendirdiğini gösteriyor. Sonuç net: Tarım üreticisine destek bir tercih değil, zorunluluk.

Üretim İçin Büyük Sermaye Şart mı?

“Dijital Köyler: Üretim İçin Büyük Sermaye Şart mı?” başlıklı yazı, üretimin mutlaka büyük sermaye birikimi gerektirdiği yönündeki klasik kabulü sorgulamaktadır. Çin’deki Taobao Köyleri örneği ve yapay zekâ destekli mikro girişimcilik literatürü, teknik eşiklerin düştüğünü ve küçük üreticinin küresel pazara erişebildiğini göstermektedir.

Ancak yazının temel vurgusu şudur:
Teknoloji üretim imkânı sunar, fakat üretimi harekete geçiren asıl unsur canlı bir iç ekonomik dolaşımdır.

Milli Ekonomi Modeli’nin yaklaşımı bu noktada devreye girer. Üretimin başlangıç şartı büyük sermaye değil; güçlü ve tabana yayılmış bir tüketim gücüdür. İç talep desteklenirse üretim, “emme–basma tulumba” gibi kendiliğinden devreye girebilir.

Etkin Talep Var Ama Refah Neden Yok?

“Etkin Talep Var Ama Refah Neden Yok?” başlıklı yazı, Keynes’in etkin talep teorisinin doğruluğunu kabul etmekle birlikte, kapitalist sistem içinde bu teorinin neden kalıcı refah üretmediğini sorgulamaktadır. Sorunun talep eksikliğinden ziyade, talebin borç temelli ve finans merkezli üretilmesinden kaynaklandığı vurgulanmaktadır.

Kapitalizm kriz anlarında talebi desteklese de, para sistemi ve mülkiyet yapısı değişmediği için sermaye lehine sonuçlar doğmaktadır. Milli Ekonomi Modeli ise talebi borçla değil, gelir gücü ve para egemenliği üzerinden kalıcı hâle getirmeyi savunarak farklı bir çözüm zemini sunmaktadır.

Yapay Zekâ, Mikro Girişimcilik ve Üretimin Demokratikleşmesi

11.Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde Prof. Dr. Soumodip Sarkar, yapay zekâ destekli üretim modelleri ve mikro girişimcilik örnekleri üzerinden dijital çağın ekonomik dönüşümünü analiz etti. Sunumda, sınırlı sermaye ile küresel pazara erişimin mümkün olduğu; yapay zekânın üretkenliği demokratikleştirebileceği ve periferik bölgelerde dijital ekosistemlerin kalkınma motoru hâline gelebileceği verilerle ortaya kondu.

Bu çerçeve, Milli Ekonomi Modeli’nin tüketim merkezli yaklaşımıyla kesişmektedir. Modele göre üretim, doğrudan arz baskısıyla değil; etkin talep ve tüketim gücünün aktive edilmesiyle tetiklenir. Tüketici güçlendiğinde üretim, doğal bir çarpan etkisiyle genişler. Dijital araçlar bu süreci hızlandırırken, insan merkezli ekonomik tasarımın önemi daha da belirginleşmektedir.

Küresel Sistem Çıkmazda: Viyana’dan Yükselen Alternatif

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, Viyana’da küresel ekonomik düzenin yapısal krizini tartışmaya açtı. Borca dayalı kapitalist sistemin sürdürülebilir olmadığı; büyümenin üretim yerine kredi genişlemesine dayandığı vurgulandı. Prof. Dr. Mosab Tabash, insan merkezli ve adalet temelli bir modele ihtiyaç olduğunu ifade ederek Milli Ekonomi Modeli’nin milli para yaklaşımının ülkelere ekonomik egemenlik kazandırabileceğini belirtti.

Kongre, yalnızca eleştiri değil; üretim, planlama ve milli para temelli alternatif bir çerçeve sundu. Küresel düzen tartışması artık borç ve finans merkezli değil; insan, üretim ve egemenlik ekseninde şekilleniyor.

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi