24 Temmuz 2024 Çarşamba

Milli Ruh ve 15 Temmuz

Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı için 15 Temmuz gecesi destan yazan Kahraman milletimize bir kez daha şükranlarımı sunuyor, Şehitlerimize rahmet, Gazilerimize de uzun ömürler diliyorum.

Gerçekten FETÖ terör örgütü deyince toplumumuza ilk tehlikeyi ihbar eden kişi olarak Prof. Dr. Haydar Baş ismini anmadan geçmek imkansız. 2019 yılında yani geçen yıl Sayın Prof. Dr. Haydar Baş’ın 15 Temmuz mesajından birkaç cümle alıntı yapmak istiyorum:

“Türk milleti büyüklüğünü gösterdi. Zafer millet iradesinin, yani demokrasinindir. Atatürk’ün önderliğinde bir bilek, bir yürek olarak Kurtuluş Savaşı’nı kazanan Türk milleti bugün de FETÖ’ye karşı aynı birliği sergiledi. Tarih şahittir ki, Türkler bağımsızlıklarına, vatanlarına, bayraklarına ve namuslarına uzanan ellere karşı hangi olumsuz şartlar içinde olurlarsa olsunlar, bir ve beraber hareketi, savunmayı başaran özel bir millettir.”

Evet, Prof. Dr. Haydar Baş’ın da ifade ettiği gibi 15 Temmuz gecesi yaşananlar, milletin bir refleksidir. Kurtuluş Savaşı’nda Kuva-yi Milliye’ yi oluşturan Türk Milleti nasıl bir refleks ortaya koymuşsa, bir anda ayağa kalkıp düşmana karşı tek yürek-tek bilek olmuşsa; 15 Temmuz gecesi de O ruh ayağa kalkmış tek yürek-tek bilek olmuştur. Yoksa bu ayağa kalkış bir kişi ya da kişilerin yönlendirmesi ile olmamıştır. Herkes içinden gelen bir refleksle hareket etmiştir. Örneğin; Ömer Halis Demir’i düşünün. Destan yazmış, Kahraman Ömer Halis Demir. Bir komutanı arayıp diğer komutanını öldürmesini emrediyor. Şimdi ikisi de komutanı. Dolayısıyla hangisini dinleyecek? Ömer Halis Demir’i doğru tercih yaptıran içinde yaşadığı ruhtur, milli reflekstir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” dediği ruhtur.

Bu ruhu, “Milli ruh”u her zaman ayakta tutmak şarttır. 15 Temmuzda yaşanan hain kalkışmayı durduran işte bu ruhtur.

Prof. Dr. Haydar Baş, yıllardır “Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün, milli bütünlüğümüz dini bütünlüğümüzün teminatıdır.” diyerek FETÖ tehlikesini her zaman, her ortamda ortaya koymuştur.

Sayın Hüseyin Baş’ın 15 Temmuz mesajında belirttiği gibi “Öncelikle bu hain girişimin bir sebep değil, sonuç olduğunu görmek ve sonuca nasıl gelindiğini iyi kavramak zorundayız.”

Örgüt, 15 Temmuz sürecine bir günde gelmemiştir. Sözüm ona “dünya barışı” adına Dinlerarası diyalog çalışmaları başlığı altında yaptığı faaliyetlerin sonucudur bu kalkışma. 

Biz de dünya barışı diyoruz. Sonuçta “Yurtta sulh cihanda sulh!” diyen bir Atamız var. Ama milli ve dini kuralların belirlediği kırmızı çizgilerde durmasını bilmemiz gerekiriz. FETÖ örgütü ile mücadele ederken, bir yandan dinlerarası diyalog veya diğer adı ile Medeniyetler İttifakı faaliyetlerine devam etmek, farkında olarak ya da olmayarak ülke bütünlüğümüzü bozmak isteyenlerin değirmenlerine su taşımaktır. Bu unutulmamalıdır.  

15 Temmuz ülkemizde Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak kutlanmaktadır. Bugün tarihimize altın harflerle yazılmıştır. 15 Temmuz, şu ankinden çok daha ihtişamlı kutlanmalıdır. Çünkü o gün Milletin iradesi ayağa kalkmıştır, Milletimiz varlığını gücünü ortaya koymuştur. Buna sonuna kadar evet. Fakat bu millet 15 Temmuzda destan yazdığı gibi 30 Ağustos Zaferini, 19 Mayısı, 29 Ekimi, 23 Nisanı da yazmıştır. 15 Temmuzda destan yazan Milli Ruh, 19 Mayıs ruhudur, 30 Ağustos ruhudur. Eğer 15 Temmuzları kutlarken, diğer milli bayramlarımızı yok sayarsanız, Milletimiz “Milli ruhu”nu kaybeder. 15 Temmuz’da o günkü adıyla Boğaziçi Köprüsünde canını ortaya koyan Türk Milleti ya da hiç düşünmeden şehadet şerbetini içmeye giden Ömer Halis Demir, sahip oldukları “Milli ruh” sayesinde bu dik duruşu sergilemişlerdir. Bu dik duruşu gösterenler, 30 Ağustosla, 29 Ekimle, 23 Nisanla, 19 Mayısla büyümüştür. Bunları yok sayarsanız –Allah c.c. bir daha yaşatmasın- lazım olduğunda dik duruş sergileyecek “Milli ruhu” bulamayabiliriz.

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi