Parti mi, Amblem mi; Yoksa İş, Aş ve Gelecek mi? Yüklenme tarihi 26 Temmuz 202626 Temmuz 2026 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Türkiye yine bir parti tartışmasının içinde. Bir tarafta CHP’de yaşanan ayrışma, diğer tarafta kurulan yeni parti, isimler, logolar, genel başkanlar, mahkeme kararları… Televizyon ekranlarını açıyorsunuz; günlerdir aynı konu. Kim gitti? Kim kaldı? Kim haklı? Kim hangi binaya geçti? Oysa sormamız gereken soru bambaşka. Bütün bu tartışmalar vatandaşın hayatında neyi değiştirecek? Bugün pazara çıkan bir emeklinin derdi, markette fiyat etiketine bakan bir annenin kaygısı, üniversiteyi bitirip iş bulamayan bir gencin umudu, bu tartışmaların neresinde? Bir vatandaş sabah evden çıkarken “Bugün CHP’nin amblemi ne olacak?” diye düşünmüyor. “Bugün çocuğumun beslenme çantasını nasıl hazırlayacağım?” diye düşünüyor. Bir esnaf dükkânını açarken “Yeni Parti kaç milletvekiliyle kuruldu?” diye hesap yapmıyor. “Akşam kiramı ödeyebilecek miyim?” diye hesap yapıyor. Bir çiftçi “Kim genel başkan oldu?” diye tarlasına gitmiyor. “Bu yıl gübreyi nasıl alacağım?” diye düşünüyor. İşte siyasetin merkezinde olması gereken konu budur. Türkiye’nin gerçek gündemi; iştir, aştır, üretimdir, gelir dağılımıdır, gençlerin geleceğidir. Siyasi partiler elbette demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Yeni partiler kurulabilir, eski partiler bölünebilir, birleşebilir. Bu demokrasinin doğal işleyişidir. Nitekim Genel Başkanımız Sayın Hüseyin Baş da Yeni Parti’nin kuruluşunu bu çerçevede değerlendirerek, kurucularına başarı dileklerini iletti. Çünkü demokrasi, farklı siyasi görüşlerin özgürce temsil edilmesini gerektirir. Ancak bir başka gerçeği de görmezden gelemeyiz. Bir partinin adının değişmesi, logosunun değişmesi veya genel başkanının değişmesi; tek başına vatandaşın cebine bir lira koymaz. İşsiz bir gence iş vermez. Emeklinin maaşını artırmaz. Çiftçinin mazotunu ucuzlatmaz. Sanayicinin üretim maliyetini düşürmez. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, isim tartışması değil; sistem tartışmasıdır. Çünkü aynı ekonomik anlayış devam ettiği sürece tabelalar değişse de sonuç değişmiyor. Bir süre sonra isimler unutuluyor. Logolar değişiyor. Siyasi aktörler değişiyor. Ama vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntılar yerinde duruyor. O nedenle siyaset, kişilerin rekabetinden çıkıp fikirlerin yarışına dönmelidir. Kim daha iyi üretim modeli ortaya koyuyor? Kim gençlere umut verecek bir gelecek inşa ediyor? Kim gelir dağılımını düzeltecek bir ekonomik sistem öneriyor? Kim dış borç ve faiz sarmalından Türkiye’yi çıkaracak gerçek bir programa sahip? Asıl konuşmamız gereken bunlardır. Siyasetin amacı rakibini yenmek değil, milletin sorunlarını çözmektir. Bugün ekranlarda saatlerce parti içi hesaplaşmalar konuşulurken, milyonlarca insan evine ekmek götürme mücadelesi veriyor. Bu nedenle siyasetin rotasını yeniden milletin gündemine çevirmesi gerekiyor. Parti isimleri değişebilir. Amblemler değişebilir. Genel başkanlar değişebilir. Fakat değişmeyen tek şey; vatandaşın iş, aş ve gelecek beklentisidir. İşte gerçek siyaset de tam burada başlar. Millet, artık kimin hangi koltuğa oturduğunu değil; çocuklarının geleceği için kimin çözüm ürettiğini görmek istiyor. Çünkü mesele, parti değildir. Mesele, milletin geleceğidir. Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp