20 September 2026 Sunday

Türkiye Stagflasyona mı Gidiyor?

Ekonomide bazı dönemler vardır; tek bir rakama bakarak tabloyu anlamak mümkün değildir. Büyüme rakamına bakarsınız ekonomi büyüyor görünür, enflasyona bakarsınız fiyatlar hızla yükseliyor, sanayiye baktığınızda ise üretimin zorlandığını görürsünüz.

Türkiye bugün tam da böyle bir tabloyla karşı karşıya.

Ekonomi literatüründe yüksek enflasyonun ekonomik durgunlukla birlikte görülmesine stagflasyon deniliyor. Kelime, “stagnation” yani durgunluk ile “inflation” yani enflasyon kavramlarının birleşmesinden oluşuyor.

Türkiye’nin teknik anlamda stagflasyona girdiğini söylemek için henüz erken olabilir. Çünkü ekonomi küçülmüyor. Ancak son veriler, stagflasyon riskinin üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gerektiğini gösteriyor.

TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da yıllık tüketici enflasyonu %31,51 seviyesinde gerçekleşti. Üstelik vatandaşın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren kalemlerde artış daha yüksek: gıda ve alkolsüz içeceklerde %33,79, ulaştırmada %35,08, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda ise %39,77.

Burada “Enflasyonun nedeni birkaç oynak kalem olabilir” denilebilir.

Fakat çekirdek göstergeler de bunu desteklemiyor. Enerji, gıda, alkollü içecekler, tütün ve altının dışarıda bırakıldığı C göstergesinde bile yıllık enflasyon %30,07. Yani sorun yalnızca petrol veya gıda fiyatlarından ibaret değil.

Peki ekonomi bu yüksek enflasyon karşılığında hızlı mı büyüyor?

Hayır.

Türkiye ekonomisi 2026’nın ikinci çeyreğinde yıllık yalnızca %2,3 büyüdü. 2025 yılının tamamındaki büyüme ise %3,7 olmuştu.

Daha dikkat çekici gösterge sanayi üretimi.

Temmuz ayında toplam sanayi üretimi geçen yılın aynı ayına göre %0,3, bir önceki aya göre ise %1 azaldı. Madencilikte yıllık düşüş %3,8 olurken elektrik, gaz ve buhar üretim-dağıtımında gerileme %5,6’ya ulaştı

İmalat sanayinin nabzını tutan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI göstergesi de Ağustos ayında 48,1 olarak gerçekleşti. PMI’da 50’nin altındaki değerler faaliyet koşullarında daralmaya işaret ediyor. Üstelik imalatçılar üretimlerini üst üste üçüncü ay azaltırken yeni siparişlerde de gerileme yaşandı.

Yani önümüzde ilginç bir denklem var:

Enflasyon %31,51.
Büyüme %2,3.
Sanayi üretimi %-0,3.
İmalat PMI 48,1.

Üstelik bütün bunlar oldukça sıkı para politikasına rağmen yaşanıyor.

TCMB politika faizini %37 seviyesinde tutuyor. Merkez Bankası da iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini ve sıkı para politikasının talep kanalı üzerinden dezenflasyonu desteklemesinin beklendiğini ifade ediyor.

Tam burada kritik soruyu sormamız gerekiyor:

Ekonomiyi soğutuyoruz ama enflasyonu yeterince soğutamıyorsak sorun nerede?

Çünkü enflasyon yalnızca talep kaynaklı değildir. Üretim maliyetleri, enerji, ithal girdiler, kur, finansman maliyetleri ve ekonominin üretim kapasitesi de fiyatların oluşumunda rol oynar.

Nitekim Ağustos ayında yurt içi üretici fiyatları aylık %2,57 arttı. Enerji fiyatlarındaki aylık artış ise %6,99 oldu. TCMB, enerji maliyetlerinin üretici fiyatlarında öne çıktığını açıkça belirtiyor.

Dolayısıyla vatandaşın tüketimini kısmak tek başına kalıcı çözüm olmayabilir. Talebi baskılarken yatırımı, üretimi ve istihdamı da baskılarsanız enflasyonu düşürmeye çalışırken ekonominin üretim kapasitesini zayıflatma riski ortaya çıkar.

Üstelik beklentiler de henüz kırılmış değil. TCMB’nin eylül verilerinde 12 ay sonrası enflasyon beklentisi piyasa katılımcılarında %23,7 iken, reel sektörde %32,8, hanehalkında ise %45,6 seviyesinde.

Türkiye’nin tartışması gereken mesele tam olarak burada başlıyor.

Enflasyonla mücadeleyi yalnızca faiz artırmak, krediyi kısmak ve tüketimi baskılamak üzerinden yürütmek yerine üretim tarafını da merkeze alan yeni bir ekonomik yaklaşım gerekiyor.

Milli Ekonomi Modeli’nin bu noktadaki temel yaklaşımı; üretimi desteklerken vatandaşın tüketim kabiliyetini ortadan kaldırmamak, üretici ile tüketiciyi aynı ekonomik bütünün iki tarafı olarak değerlendirmektir.

Çünkü üretmeyen bir ekonomi enflasyonu kalıcı olarak çözemez; satın alamayan bir toplum da üretimi sürdürülebilir kılamaz.

Bugün sorulması gereken soru belki de şudur:

Türkiye stagflasyona mı gidiyor, yoksa uygulanan ekonomik model bizi zaten bu yöne mi sürüklüyor?

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
guest

0 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi