Kentsel Dönüşümde Sorun Yeni Bir Kat Değil, Devletin Sahada Görünmezliği Yüklenme tarihi 22 Ağustos 202522 Ağustos 2025 Yükleyen Ali Bestami Kepekçi Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir belediye başkanının videosuna denk geldim. Kentsel dönüşüme giren binalar için verilen Mansard çatı hakkından bahsederken Başkan, “Bu yasayı müteahhitler için değil, vatandaşlarımız için çıkardık; hakkınıza sahip çıkın” diyordu. Bu düzenlemeyle çatı aralarının bağımsız daire haline geldiğini ve bunun Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çıkarılan yasaya dayandığını özellikle vurguluyordu. İlk bakışta kulağa hoş gelen bu sözler, aslında büyük bir soruyu gündeme getiriyor: Bir belediye başkanının görevi gerçekten “farkındalık yaratmak” mıdır, yoksa sahada vatandaşın hakkını doğrudan koruyacak hakemliği üstlenmek midir? 2000’li yıllarda “Yarısı Benden” sloganıyla başlayan kentsel dönüşüm kampanyalarının bugün hangi noktaya geldiğini görmek zor değil. Birçok aile, evleri yıkıldıktan sonra hâlâ kirada yaşamaya mecbur kalıyor. Yakın çevremden bir dostumun anlattığı şu örnek, tabloyu özetliyor: “Bir buçuk yıl oldu, binamız yıkılalı. O günden beri kiradayız. Ama bina sakinleri aralarında ve yükleniciyle uzlaşamadığı için daha temel bile atılmadı.” Peki bu süreçte devlet nerede? Belediye nerede? Sosyal medyada güzel sözler paylaşmak, farkındalık yaratmak bir yere kadar kıymetli olabilir. Ancak asıl mesele, masayı kuran, kuralları koyan ve denetleyen iradenin sahada var olmasıdır. Yönetmelik Karmaşasında Vatandaş Ne Bilir? Vatandaş, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ayrıntılarından, otopark yönetmeliğinin şartlarından ya da ortak alan yapım giderlerinin nasıl paylaşıldığından haberdar olmayabilir. Bu doğal bir durumdur; çünkü herkesin inşaat mühendisi ya da hukukçu olması beklenemez. Ancak bu boşluk, müteahhitler ve arsa sahipleri arasında istismar edilen bir alana dönüşmektedir. İşte tam da burada devletin rolü netleşiyor: Belediyeler yalnızca ruhsat veren değil, aynı zamanda uygulamayı denetleyen ve anlaşmazlıklarda hakemlik yapan aktör olmalıdır. Vatandaşı hukuki metinlere mahkûm etmek değil, haklarını koruyacak adil bir sistem kurmak esastır. Mansard Çatı: Teşvik Unsuru mu, Çözüm mü? Son dönemde bazı belediyelerin, dönüşüm sürecini hızlandırmak için “mansard çatı” uygulamasını gündeme getirmesi kentsel dönüşümde yeni bir adım olarak görülüyor. Buna göre yeni yapılarda dört cepheli mansard çatı modeliyle çatı araları artık bağımsız daireye dönüştürülebiliyor. Yani 2.20 metre yüksekliğe sahip bu alanlar resmi olarak “konut” statüsüne kavuşuyor; ayrı tapu ve abonelik alabiliyor. Bu uygulama hem müteahhit için cazip bir teşvik sunuyor hem de hak sahiplerine ek daire avantajı sağlayarak kentsel dönüşüme katılımı kolaylaştırıyor. Ancak bu düzenleme tek başına bir çözüm değil. Çünkü sorun sadece “bir kat daha fazla daire” meselesi değil; esas mesele denetim ve hakemliktir. Mansard çatı düzenlemesi çözüm diye beklenirken, yeni bir tartışma konusu olmuştur. Asıl Mesele: Yasal Düzenleme mi, Uygulama mı? Türkiye’de depreme dayanıksız 17 milyon konut olduğu söyleniyor. Buna karşılık her yıl yalnızca 150 bin konut yenileniyor. Bu hızla devam edersek mevcut yapı stokunu yenilemek için 115 yıl gerekir. Oysa biz her 15–20 yılda bir büyük depremle karşılaşıyoruz. Dahası, Kahramanmaraş merkezli depremde de gördük ki, yalnızca kâğıt üzerinde düzenleme yapmak yeterli değil; yeni binalar bile yıkıldı. O halde sorulması gereken şudur: Devlet masaya oturup hakemlik yapmadan, belediyeler binanın yıkılma kararı ve sözleşme aşamaları da dahil denetlemeden, vatandaş hangi güvenle kentsel dönüşüme girecek? Ahkâm-ı Hatime Mansard çatı ya da “Yarısı Bizden” gibi uygulamalar, elbette dönüşümü hızlandıracak teşvikler olabilir. Ancak asıl mesele çözülmedikçe—yani devlet sahada adil bir hakem rolünü üstlenmedikçe, belediyeler denetim görevini hakkıyla yerine getirmedikçe—kentsel dönüşüm güven vermeyecektir. Vatandaştan farkındalık beklemek değil; devletin masayı kurması, kuralları koyması ve adil bir şekilde uygulaması gerekir. Çünkü kentsel dönüşümde sorun, sadece yeni bir kat hakkı değil; devletin yokluğudur. Bugün kentsel dönüşüm mağdurları, var olan evlerinden bile olmuş, evsiz barksız çözüm arar hale gelmiştir. Vatandaşın mağduriyetine kim sahip çıkacak? Herkes adliye kapılarında mı çözüm arayacak? Yıkılan ya da mühürlenen binaların belediyelerce bilindiği ortada. Peki bu süreçleri neden hiçbir irade takip etmiyor? Yıllardır boş duran arsalar için kimse “Ne olacak bu yapı?” diye sormuyor. Yoksa bu boş alanların fiilen ücretsiz park yerine dönüşmesi, bazı belediyelerin işine mi geliyor? Benzer Yazılar Kırlangıcın hikayesi Yankı Gece ile Gündüzü Nasıl Ayırt Ederiz? Oruçla? HEMEN PAYLAŞFacebookPinterestTwitterLinkedinEmailWhatsapp