18 Temmuz 2024 Perşembe

Küresel Ekonomik Beklentiler (Global Economic Prospects ) Raporunun analizi

Dünya Bankası tarafından yayınlanan bu rapor, belli periyodlarda yayınlanıyor. Son rapor (Haziran 2020) 29 Mayıs 2020’de yayınlandı.

Önce geçen hafta yayınlanan bu rapordan sizlere kesitler sunmak istiyorum: 

Koronavirüs (COVID-19) salgını küresel ekonomiye ciddi bir darbe indiriyor.

Halk sağlığını korumak için gereken tedbirler, zaten kırılgan bir halde olan küresel ekonomiyi gölgede bırakmış, ileri ekonomiler ve gelişmekte olan piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde derin durgunluklara neden olmuştur.

Gelişmekte olan ekonomilerden özellikle       

1-    Küresel ticarete, turizme ya da yurt dışından gelen paraya dayananlar;

2-    Mal ihracatına bağımlı olanlar bu durgunluğu daha çok yaşayacaklar diyor.

Örneğin, enerji ihraç eden gelişmekte olan ekonomiler, pazar sıkıntısı yaşayacaklar diyor.

Uzun vadede, salgın gelişmekte olan ekonomilerde “daha az yatırım yapılmasına neden olacak”

Bunun sonucunda da bu ekonomilerde kalıcı hasar bırakacak.

  • İşletmelerin kapanması,
  • Eğitim ve iş kaybı nedeniyle fiziksel ve beşeri sermayenin erozyonu;
  • Küresel ticaret ve tedarik bağlantılarının kesilmesi

Nedeniyle, istihdam ve işgücü verimliliği azalacaktır.

 Başka bir ifade ile;

  • Üretim düşüyor,
  • İhracat düşüyor,
  • Enflasyon yükseliyor. 

Ve dediğimiz gibi, bunlar kısa vadede düzelmeyecek. Global dünya ekonomisinde kalıcı bir hasara yol açacaktır. 

Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı piyasalar ise salgının yol açtığı “belirsizliğe”

  • Yüksek dış ticaret açığı,
  • Ciddi bütçe açıkları ve
  • Yüksek döviz borçlarıyla yakalandı.

Dünya Bankası Raporunda çıkış yolu olarak da öneriler de bulunmuş:

  • Yapısal reformlar şart,
  • Ülkeler mali yapılarını güçlendirmeli diyor. 

Peki, kapitalizm ile şu an uygulanan ekonomik modellerle dünya ekonomisini rahatlatacak yapısal reformlar sağlanabilir mi?

Çok net söylüyorum: Hayır.

Türkiye piyasalarında durum nedir?

Konuya şimdi biz, Türkiye özelinde bakalım.

Mesela; Türkiye, bu yıl içinde vadesi gelen yaklaşık 172 milyar dolarlık dış borcunu ödemek zorunda.

  • İhracat, turizm, lojistik gibi tüm döviz girdileri şu anda adeta durmuş vaziyette.

o   Yerli firmalarımız son ürünlerini çok yüksek rakamlara mal ediyorlar. Yüksek hammadde maliyeti, yüksek vergiler bunda büyük etken.

o   Ve imalat sektörü çok dışa bağımlı.

  • Örneğin en iddialı olduğumuz ihracat alanlarından biri olan tekstilde kumaşın çoğunu yurt dışından ithal ediyoruz. Diğer imalat alanlarında, farklı mı? Ne yazık ki, hayır!

o   Ayrıca mali yapıları çok güçlü olmadığı için, firmaların ar-ge çalışmaları çok yetersiz.

Sonuç: Firmalarımız dünya pazarında rekabete giremiyor.

10.000 civarı böyle firma var. Hükümet yoğun krediler vererek bu firmaların sözüm ona batmamaları için uğraşıyor.

2017’den beri adı değişen isimlerle bu firmalara bir sürü kredi verildi, veriliyor.

Aslında bu krediler de aslında, bu şirketlerin batma riskini artırıyor. Sadece zaman öteleniyor.

Her gün yükselen kur ve vergilerle firmaların maliyetleri her gün daha da artıyor.

Yetmedi, zaten Pazar da yok. 

  • Dolar 6,9’lara dayandı. Hükümetin dolar kurunda yükselişi durdurmak için hep kullandığı Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz rezervi kısıtlı. Bu nedenle döviz satarak artışa müdahale edemiyor.

o   Ama yine de döviz kurunun yükselmemesi için Hükümetin özel bir gayreti var. Hükümet, lirayı olduğundan değerli göstermeye çalışıyor.

o   İhracat artmadığı, üretim artmadığı halde liranın değeri düşürülmemeye çalışılıyor. 

o   İhtiyaç akçesi ve TCMB temettüsü gibi gelirler daha önce Hazine’ye aktarıldığı için, bu seçenek de kullanılamayacak durumda.  

o   Devletin elindeki her şey satıldı. Satacak bir şey kalmadı. 

o   Merkez Bankası yedek akçesi kullanıldı. 

o   İmar barışından, bedelli askerlikten alınan paralar bitti.

  • Aynı durum aileler için de geçerli. Hane halkı da yeni kredi kartları ve tüketici kredileri ile ayakta duruyor. Ama bu krediler nasıl ödenecek.

o   Vatandaş, hep borçlu ve işsiz. 

Gerek firmaların, gerek vatandaşın durumu bu? Şimdi soruyorum size:

  • Bu sarmaldan firmalar ya da vatandaş kendi imkanları ile kurtulabilirler mi?
  • Hükümetimiz kendinden beklentileri yerine getirebilecek mi?
  • Hükümet köklü yapısal değişiklikler yapabilecek mi? 

Atılan ekonomik adımlar neler?

  • Swapla alınan borç paralarla döviz kuru sabit tutulmaya çalışılıyor.
  • Darphanede banknot, para basılıyor.
  • Firmalara ve vatandaşa yüksek miktarlarda kredi veriliyor. Firma ve vatandalar kredi kullanmaya yönlendiriliyor.

Bu adımlar çözüm getirir mi?

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi