30 Kasım 2025 Pazar

Taşımalı Eğitim ve Köy Öğretmeninin Kayıp Rolü

Amacı insanı kazanmak olan bu güzide mesleğe ömrünü veren öğretmenlerimizin emekleri, Türkiye’de eğitimin bugün neden tıkandığını anlamamız için en önemli çıkış noktasıdır. Öğretmenlik yalnızca bir meslek değil; bir toplumun kültürel sürekliliğinin, vicdanının ve hafızasının taşıyıcısıdır.

Bugün gelinen noktada “atanan–atanamayan” ayrımı, ekonomik sıkıntılar, mesleğin itibar kaybı gibi başlıklar elbette önemli; ancak ben bu yazıda özellikle köy öğretmeninin kayboluşu üzerinden resme odaklanmak istiyorum.

Çünkü en büyük kırılma burada yaşandı.


Köy Öğretmeni: Bir Köyün Hafızasıydı

Rahmetli Celal Mısır Hoca’nın şu hatırası aslında her şeyi özetliyor:

“Köye öğretmen olarak gittiğimde camide imam yoktu; imamlığı ben yapardım. Köyde bir kavga olunca bana gelinir, bir ölüm olunca bana haber verilirdi. Cenazeyi ben yıkar, namazını ben kıldırırdım.”

Öğretmen, köyde sadece ders anlatan kişi değildi;
toplumsal düzenin ana omurgasıydı.

Bugün ise öğretmen artık köyde değil; öğrenciler köyden merkeze taşınıyor.


Taşımalı Eğitim: Köyü Boşaltan Sessiz Dönüşüm

1990’lardan itibaren hızla yaygınlaşan taşımalı eğitim sistemi, eşitsizliği azaltma iddiasıyla uygulanmaya başladı; fakat etkisi tam tersine döndü.

Temkinli bir ifade ile:

• Bağımsız medya ve sendika raporlarına göre 2002’den bu yana yaklaşık 20 bin civarında köy okulunun kapatıldığı belirtiliyor.
• Köylerde okuyan öğrenci sayısı 2002’de 3,2 milyon iken, 2022’de 600 bin seviyelerine gerilediği bildiriliyor.

• 2024–2025 döneminde yaklaşık 800–850 bin öğrencinin taşımalı eğitime dahil olduğu kamuoyuna yansıyan veriler arasında.

Bu veriler bize şunu gösteriyor:

Köy okulunun kapanması = köyün sosyal örgüsünün çözülmesi.

Çünkü köyün doğal güvenlik ağı olan muhtar–öğretmen–imam üçlüsü ortadan kalktı.
Bugün birçok ilçe sağlık müdürlüğünün “öğretmen ve imamla birlikte aile ziyaretleri yapın” çağrısı aslında eski düzenin ne kadar işlevsel olduğunun geç de olsa fark edildiğini gösteriyor.

Ama artık köylerde öğretmen yok…


Öğretmeni Değersizleştiren Sistem: Kendi Dalını Kesmek

Bir gerçeği daha vurgulamak gerekir:

Bugün;

  • Öğretmen maaşlarının reel değer kaybı,
  • Mesleğin itibarındaki gerileme,
  • Aşırı bürokratik yük,
  • Atama sorunları

nedenleriyle nitelikli öğrencilerin öğretmenlikten uzaklaştığını görüyoruz.


Köylerin Boşalması, Eğitimin Çökmesi

Köylerde genç nüfus hızla azalırken, köy okullarının kapanması şu sonuçlara yol açtı:

  • Aileler çocuğunu okutmak için şehre göç etti.
  • Köyler yaşlı nüfusa dönüştü.
  • Eğitimde fırsat eşitsizliği büyüdü.
  • Kırsal alan sosyal hizmetlerden mahrum kaldı.
  • Öğretmenin rehberlik rolü ortadan kalktı.

Bu süreç, sadece eğitim politikası değil; kırsal yaşamın tüm yapısını çözen sistematik bir dönüşümdür.


Çözüm Öğretmeni Güçlendirmekten Geçiyor

Eğer Türkiye bugünkü gidişatı durdurmak istiyorsa atılması gereken adımlar nettir:

Yapılması Gerekenler

  1. Köy okulları kademeli olarak yeniden açılmalı.
  2. Taşımalı eğitim azaltılmalı; yerinde eğitim desteklenmeli.
  3. Köy öğretmeni yeniden köyün merkez rolüne dönmeli.
  4. Öğretmenlerin ekonomik ve sosyal statüsü güçlendirilmeli.
  5. Atama süreci liyakat-esaslı, öngörülebilir bir yapıya kavuşmalı.
  6. Meslek liseleri ve kırsal okullar tamamlayıcı iş güvenliği yapısına kavuşturulmalı.

Sonuç

Bir ülkenin geleceğini mühendisler değil,
önce o mühendisleri yetiştiren öğretmenler inşa eder.

Öğretmeni güçlendirmeden eğitimde iyileşme mümkün değildir.
Taşımalı eğitim gözden geçirilmeden köyün sosyolojik yapısı toparlanamaz.
Köy okulu açılmadan köy yeniden canlanmaz.

Türkiye, bu gerçeği ne kadar erken fark ederse,
gelecek o kadar sağlam kurulacaktır.

Benzer Yazılar
0 0 votes
Article Rating
guest

0 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi